advrtl

20 Eylül 2012

Idealia – Kullanıcı Deneyimi

Kullanıcıların görüşleri benim için çok değerli. Zaman zaman farklı kozmetik ürünleri ile ilgili deneyimleri, en iyi ürünü bulmak adına sizlerle paylaşıyorum. Bakın bir okuyucu yaşadığı Idealia deneyimini nasıl paylaşmış;

Mevsim geçişleri, yoğun iş yaşamı ve yaşanmışlıkların en güzel hediyesi(!) olan yüzümdeki kırışıklık ve düzensiz cilt rengi… Yazın bronzlaşan tenimin altında o kadar göze çarpmaz; yaz bitiminde tenimin açılmasıyla beraber tekrar gün ışığına çıkar ve kendimi kötü hissetmeme sebep olurlar. Bu dönemlerde özel bir arayışa girip; cildimi genel olarak toparlayabilecek piyasadaki bakım kremlerini özenle tarayıp, sonunda aradığımı bulduğumu zannedip, sevinip bir aylık kullanım sonucunda uğradığım hüsrandan söz etmeye bile gerek yok. İdeal cildin hayal olduğunu düşünürken; Idealia ile karşılaştım. Kullanımım sonucunda şunu rahatlıkla söyleyebilirim: kırışıklık görünümünde gözle görülür bir azalma ve genel olarak pürüsüz, renk tonu düzenli, ışıltılı bir cilde kavuştum. Artık cildime gereken değeri verdiğimi hissedip, güne daha dinç başlıyorum. Idealia kreminin yapısında bulunan Kombucha adlı aktif maddenin içeriğinde doğal olarak vitamin, polifenol ve AHA, cilt kalitemi iyileştiren en iyi dostumlar oldu. Gelsin sonbahar, yaprak ve soğuklar... benim cildimin artık yeni nesil bir bakım kremi var!

Vichy’nin Facebook ve Twitter hesaplarını takip edenler; Idealia ürünü ile tanışma fırsatı yakalayabilir, #idealiabenimkremim hashtag’i ile Twitter üzerinden konuşmaya dahil olabilirler.





https://www.facebook.com/VichyTurkiye
https://twitter.com/VichyTurkiye

Bir bumads advertorial içeriğidir.

16 Eylül 2012

Etkinlikte Eşleştiğim Demmy'den Gelen Hediyelerim...



Şimdiye kadar bir çok etkinlik gördüm bloglarda... Ama nedense hiç birine katılma cesaretini gösterememiştim... 

Süslü ve pembe Dünyamın düzenlediği hediyeleşme etkinliği ise nedense mıknatıs gibi çekti beni... Ve hiç düşünmeden bende varım dedim... Benim böyle bir yanım vardır, eğer bir şeye hiç düşünmeden, tartmadan giriyorsam iyi şeylerle karşılaşırım... 

Çok düşünceli, iyi niyetli, sevecen bir insan tanımama vesile oldu...  

Kimden bahsettiğimi söyleyeyim, Sevgili Demet...

Hediyelerim bu şık kutuda geldi... 
Hayatımın Işıltısı el koydu kutuya bu arada...



Ben bunu kullanmaya kıyamam, Demetçiğim o kadar özenmiş ki anlatamam... Her biri ayrı ayrı güzel... 


Paketi açar açmaz missss gibi lavanta kokusu sardı etrafı, ki bayılırım öyle doğal kokulara... Beyaz sabun kokusu olsun, kır çiçeği kokusu olsun bayılırım... 

Sprey Deo'nun kokusuna da ayrıca bayıldığımı belirtmek isterim, yaz bitiyor ama yazı unutturmayacak bir kokuya sahip...


Benim kuzu biraz fazla süslü, bunları almak istedi, benim olabilir mi dedi... :)))
Benim için çok değerli olduğunu söyleyip sakladım... ;) Ben kullanmaya kıyamadığım için... 



Ve kızımı da unutmamış, Hello Kitty Çantası elinden düşmüyor hanfendinin... Hula eteğini giyip dans edişini bir görmeniz lazım... Utanmasın diye gizli saklı gülüyorum... Benan Işıl'ım da ayrıca teşekkür ediyor size...





Ve çok güzel kaleme aldığı not ile mutluluğuma mutluluk katan bir anı oldu... Saklıyorum... 


Gerçek anlamda çok iyi bir arkadaş sahibi oldum bu etkinlik sayesinde... Kibar, özenli, iyi niyetli, sıcak ve özel bir kişiyi tanıdım... 

Güzel, iyi dileklerin için, bu kadar özendiğin için, kızımı da düşündüğün için...
Her şey için çok ama çok teşekkür ediyorum... 

Senin gibi özel birisini tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum... 

Sevgiler,
Gizem S.



15 Eylül 2012

Anne -Baba Olunca Neler Değişir...



Şu anda anne veya baba olup olmadığınız önemli değil. 
İşte size anne –baba olduğunuzda değişecek şeylerin listesi!

- Nihayet kendi anne-babanızı anlamaya başlarsınız.
Çok iyi anlıyorum çoook...

- Sürekli irtibat halinde olduğunuz pek çok insanı uzun zamandır aramadığınızı fark edersiniz.
Vakit kalmıyor aramaya, arasam da konuşmama müsaade etmiyor... anne gelir misin, şunu alamıyorum vs...

- Çocuklarla ilgili problemler dışındaki her problem sıradanlaşır.
Aynen

- Bebeğinizin ağrısının sizin ağrınızdan daha şiddetli olduğunu hissedersiniz.
Ne ağrısı, onun canı acısa ben hissederim...

- Kalbiniz daha kolay kırılır.
Maalesef, hiç sevmiyorum ama öyle oluyor...

- Her gün bir sürprize dönüşür.
Sürprizlere bayılırım, kötü sürprizlerden nefret ederim...

- Kendinizi kaka gördüğünüz için sevinirken bulabilirsiniz.
Sevinçten ağladığımı bilirim...

- Aynada kendinize değil bebeğinize bakmaya başlarsınız.
O yüzden saç baş dağınık geziyorum...

- Aslında çok güzel taklit yapabildiğinizi fark edersiniz.
Amaç onu güldürmekse her komikliği yaparım...

- Bir diş için söylenecek ne çok söz bulduğunuza şaşarsınız.

- Nihayet, gerçek mutluluğun maddi şeylerden gelmediğini anlarsınız.
Anladım, anladım...

- Şeker ve çikolatanın -yapışkan ve kalorili olsa dahi- süper güçleri olduğunu öğrenirsiniz.
O kadar süper güçlüler ki bende işe yaramadı, kızımda ise uçurdu...

- Cumartesi akşamı 22:00’de yatağa girmek lütuf olur.
Ne cumartesisi yahu... doğduğundan beri...

- Avaz avaz ağlayan bir çocuk gördüğünüzde “çocuğunu kontrol edemiyor musun” bakışı yerine “ne hissettiğini biliyorum” bakışı atarsınız.
ahh, ah...

- Ne kadar aceleniz olursa olsun onu öpmek ve sarılmak için mutlaka zaman yaratırsınız.
Oyyyy yaratmam mı ben o zamanı, o kokusu yok mu kuzumun...

- Uzun bir duş almanın lüks olduğunu öğrenirsiniz.
Hem de ne lüks... 

- Dünyayı daha yaşanır bir yer yapmanın ve çevreciliğin önemli olduğunu düşünmeye başlarsınız.
Onlara bırakılacak, yaşanacak bir dünya lazım... biz yaşadık bitti diye bir şey söz konusu değil...

- Daha önce ilk görüşte aşka inanmıyorsanız bile bebeğinizi görünce inanırsınız.
Ne aşk, ne aşk..

- Haberleri izlemek ızdırap haline gelir çünkü her şeyi anne-baba perspektifiyle izlemeye başlarsınız.
Haberle mi? O da neydi... Ancak internet haber sitelerinden öğreniyorum olup biteni...

- Nihayet, göğüslerin aslında ne için olduğunu anlarsınız.

- Elinize işendiği için kahkaha atarsınız.
:)))))

- Hiçbir şey sadece sizin olmaz, her şeyi paylaşmayı öğrenirsiniz.
Her şeyi derken, gerçekten her şeyi kastettiğinizi biliyorum...

- Hayatta ne başarırsanız başarın hiçbir şey çocuğunuza baktığınız andaki mutluluğa yaklaşamaz.
Kesinlikle...

- Daha önce fark etmediğiniz tüm çukurlar, delikler ve sivri köşeler dikkatinizi çekmeye başlar.
Koruma güdüsü...

- Çocuklu arkadaşlarınızla daha çok görüşmeye başladığınızı fark edersiniz.
Paylaşılacak çok şey var ve tecrübelerden faydalanmak gerekiyor...

- Cep telefonunuzun nereden kapatıldığını unutursunuz(acil aramalar için cep telefonunuz hep açık kalır).
7/24

- Japon turistler gibi sürekli fotoğraf çekmeye başlarsınız.
Çantamda hep kamera taşıyorum desem...

- Aslında “çok yetenekli bir yazar” olduğunuzu düşünmeye başlarsınız.

- Gürültüde ve ışıkta da uyuyabildiğinizi öğrenirsiniz.
O kadar enerjik bir çocukla ayakta kalmak pek kolay olmuyor...

- Tanımadığınız insanlar sizi daha fazla korkutmaya başlar.
Korkuyorum, bizim çocukluğumuzdaki gibi değil dünya ya da hep aynıydı da biz mi bilmiyorduk... Allah korusun meleklerimizi...

- Bir oyuncağın üzerine çıplak ayak basınca ne kadar canınızın yanabildiğine şaşarsınız.
Canım yansa da bak ufaklığa ne koymuş yere deyip gülebiliyorum...

- Omuzunuza kusulması komik gelir.

- Dünyanın sizin etrafınızda dönmediğini öğrenirsiniz.

- Gerekirse dünyayı yerinden oynatabileceğinize inanırsınız.
Kılına zarar gelse oynatırım... kimse kusura bakmasın :)

- Ne kadar sık vicdan azabı çekebildiğinize hayret edersiniz.

- Zamanla bütün çizgi film kahramanlarının adını öğrenirsiniz.
Öğrendim, hepsini biliyorum, takıldığınız yerde çekinmeden sorun lütfen...

Benim eklemelerim;

Derleyip, toplayıp, düzene soktuğunuz ev arkanızı döndüğünüz anda savaş alanına dönüverir...

Ütülenmiş, katlanmış kıyafetleri yerlerde görebilirsiniz; cevap olarak, anne bak katlıyorum diyebilir... 

Dondurmanın tersten de yenildiğini görünce şaşırmazsınız... 

Okurken çoook eğlendim, kendi yorumlarımı da ekledim... Dilerseniz sizlerde yorumlarınızı ekleyip, eksiklikleri tamamlayabilirsiniz...

Sevgiler,
Gizem S.

14 Eylül 2012

Tatil Hazırlıklarım...

Merhabalar,

Eşim işi gereği yaz aylarında çok yoğun ve bizden uzakta çalışması gerekiyor...

Bütün yaz ayda  1 hafta ancak görüşebiliyor ve inanılmaz çok özlüyoruz... 
Eve geldiği zamanlarda iş temposunun yoğunluğundan ve farklı kültürlerden insanlarla uğraşmanın zorluğundan  zamanını dinlenerek geçiriyor... Bazı zamanlarda da hep birlikte bir yerlere gezmeye gidiyoruz... Ağva kaçamağı gibi... 

Benim içinde, küçük kızım içinde pek kolay olmayan bir durum, çünkü babamızı çok özlüyoruz ve daha şimdiden kapris yapıp, telefonda onunla konuşmuyor... :)

Bütün yaz sezonun en hareketli zamanları olduğu için tatil yapma imkanımız da olmuyor... 
Ben 5 yıldır alıştım bu duruma... 

O nedenle tatilimizi her zaman eylül ayının sonuna denk getiriyoruz... 
Evet haftaya bu gün inşallah Fethiye'de olacağız... Çok sıcak olmayan, bunaltmayan bir tatil olacak... Keyifle, neşeyle, gülücüklerle dolu bir tatil geçirmeyi istiyorum... Umarım dilediğim gibi geçer... 

Üstelik okulların açılmasıyla yerli turistin şehirlerine dönmüş olmaları gideceğimiz yerin sakin, dinlenmelik, kafa dinlemelik olacağını düşünüyorum... 

Tatilimizde babaannemizde bize eşlik edecek... Hayatımın Işıltısı ile geçireceği ilk tatil olacak... Biraz da akşam dışarı çıkmak istersek bize o imkanı sağlamak istedi... Maşallah çok düşüncelidir... Allah herkese benim gibi bir anne nasip etsin... (Ben kayınvalidem diyemiyorum, çünkü annemin özeninden farklı ilgi göstermiyor, kendi çocuğu gibi seviyor, koruyor)... 

Ben yavaştan hazırlıklara başlamalıyım... Akşamları serinlik hafiften başladığı içinde bir kaç parça uzun kollu koymayı düşünüyorum... Özellikle Hayatımın Işıltısı için...




Hadi bana kolay gelsin o zaman...

Sevgiler,
Gizem S.

Kombinizin Yıllık Bakımını Yaptırın...

1 hafta önce başıma inanılmaz bir şey geldi... 

Ailece kuzenler, teyzeler, çocuklar hep birlikte pikniğe gitmiştik... Eve döndüğümde kızım huysuzlandı, ağlamaya başladı.... 

Ama neredeyse 1 saat ağladı diyebilirim... Babaannesini çağırdık, tabi o gelene kadar evde hiç bir şeye dokunamadım... 

Annem geldiğinde mutfağa anca girebildim... Bir koku, bozulmuş soğan, sarımsak kokusu gibi... Kombiye yaklaşınca anladım ki gaz kaçırıyor... Zaten bir süredir problemli çalışıyordu... Gazı kapatmak istedim ventil elimde kaldı... 

Baymak Servisi aradım, anlattım, ertesi gün ancak gelebildiler... 
Bakım yapılmadığı için, kombinin ana parçalarında arızalar oluştuğunu ve değişmesi gerektiğini söylediler... 
Gaz kaçağını da tespit ettiler... Kombiye gelen boruda delik varmış... Gerekli tamirler yapıldı... Gaz kaçağı giderildi... 

Gaz kaçağını anlayabilmek için; bulaşık süngerine bol deterjan döküp köpürtün, ve gazın geldiği borulara 
sürün, eğer baloncuk oluyorsa kaçak var demek... Bunu da teknik ekipten öğrenmiş oldum... 

Eğer bakımı her yıl düzenli yaptırmış olsaydık, başımıza gelmeyecekti... 
Ve gaz kokusunu fark etmemiş olsaydım, Allah korusun bir patlamaya bile neden olabilirdi... 

Korkulu bir geceden sonra tamir edilen kombimiz tıkır tıkır çalışıyor... 
Sizlerde kombinizin bakımı mutlaka yaptırın... 

Tarif ettiğim kokuya benzer bir koku ile karşılaştığınızda;

1-Bütün doğalgaz cihazlarını ve vanalarını kapatın...

2- Kapı ve pencereleri açarak, havalandırmayı sağlayın...

3- Ana vanayı kapatın...

4- Elektrik düğmelerine dokunmayın, ekipmanlarını açıp kapatmayınız. Fişten çekmeyin...

5- Sigara içmeyiniz. Çakmak, kibrit ve ateş yakmayın...

6- Komşunuzdan veya en yakın bir yerden doğalgaz acil hattını(187)nolu arayınız. 187’ye ulaşamama durumunda itfaiyeyi(110)nolu telefonu arayın...

7- Kapı zilini kullanmayınız ve kullandırmayın...

8- Kıvılcım çıkabileceği için telefonunuzu kullanmayın...

9- Gaz kokusu olan mekanı derhal boşaltın...

10- Koku bodrumdan geliyorsa bodruma girmeyin...

11- Arızayı kendiniz gidermeye çalışmayın...

12- Gaz cihazınızın yakınında hafif bir gaz kokusu varsa pilot ateşiniz arızalı demektir.

13 -Cihazınızı onarım için servise gösterin...

Sevgiler,
Gizem S.

Bak bu Harikadan Çekiliş...


Canlı bahçe firması 1 takipçisine süs bitkisi hediye ediyor. Üstelik kargo ücreti de firma tarafından karşılanıyor. Katılım şartları için; Buradan Buyurun...



Osmanlı Pazar, 1 katılımcıya çok şık zirkon taşlarla tasarlanan bir adet şambala bileklik hediye ediyor. Bir çok renk seçeneği bulunan bu bilekliğin istediğiniz rengini talep etmeniz mümkün. Kargo ücreti de firma tarafından karşılanıyor. Katılım şartları için;Buradan Buyurun...

13 Eylül 2012

Denedim Anlatıyorum; İbrahim Saraçoğlu - Soğan Kürü

Evlenmeden 6 ay önce vücudumda hissettiğim rahatsızlıktan dolayı doktora başvurmuştum...

Aldığım haber beni yıkmıştı resmen... Polikistikoverdim ve yumurtalıklarım dolmuştu... Hatta tıbbi tedavi ile çocuğumun olabileceğini söylemişti...

Düşünsenize evliliğe adım atacaksınız ve aldığınız haberin vahimliği...
Yıkılmıştım...

Doktorun tavsiyesiyle ilaç kullanmaya başladım... Regl dönemlerim düzene girmişti, fakat teşhis sonrası açıklama canımı hala sıkıyordu...

Gel gelelim evlilik sonrası muayenede yine aynı şeyle karşılaştım... Sayın(!) doktor her 3 pko'lunun tedavi ile çocuk sahibi olabildiklerini uzun uzun anlatırken benim aklım uçmuştu yerinden...

Bende zamana bıraktım, zamanı gelince ne yapılması gerekiyorsa yapılır diye düşündüm...

Sonra 2008 yılında tv programlarında annem, İbrahim Saraçoğlu'nun soğan kürünü dinlemiş... Beni aradı hemen anlattı, pko için söktürücü etkisi varmış dedi... İkna etmeye çalıştı çünkü ben bu tarz şeylere pek inanan biri değilimdir... Deneyen birinden tavsiye almalıyım benimde yapmam için... Annem bunu bildiğinden halan da yapmış çok iyi gelmiş dedi... 

O sıralarda eltimin de pko sorunu olduğunu ve çeşitli tıbbi yöntemlerle bebek sahibi olmaya çalıştığını, zorlandığını, umutlandığını görüyordum...

Ankara'ya gittiğimde canım annem zorla soğan kürünü uyguladı,

Avuç büyüklüğündeki soğanın kahverengi kabuğunu çok ince soyup, bir bardak suyun içinde 5 dakika kaynatmak, çok soğutmadan içmek gerekiyor... Kür bu şekilde hazırlanıyor...

15 gün yaptım bunu, her hangi bir değişiklik yaşamadım diyebilirim...

İçerken zorlanmadım, çünkü soğan tadı yok, hafif şekerli bir su içiyormuş gibi... Koku da yoktu... Hani yediğimiz şeylerden sonra terimiz kokar ya işte o da olmadı... 

İnternette araştıranlar bilir çocuk sahibi olmak için uygulanıyormuş bu kür... Halbuki ben pko'dan kurtulmak için uygulandığını sanıyordum... Çünkü regl düzensizliği hem psikolojimi hemde vücut dengemi bozmuştu...

Aradan 4 ay kadar zaman geçti... Ve inanılmaz güzel haberi aldım... Hamileydim... Hemen doktor kontrolüne gittik, Doktorun dediğini hala unutmam... Yumurtalıkların çok dolu, tedavisiz hamile kalmış olman bir mucize... 

Ve Allah'ıma binlerce şükürler olsun ki; sağ sağlim, sağlıkla kızımı kucağıma aldım... 
Soğan kürünün işe yaradığına bir örneğim diyebilirim... 

Sevgiler 
Gizem S.

Kadınlar ve Erkekler

Eğlenere okuduğum bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim... 

KADINLAR İÇİN:
1. Alışveriş yapmadan hayatta kalma yöntemleri. 

2. Karar verme teknikleri. ne giyeceğine karar verme üzerine uygulama. 

3. Direksiyonu hiç döndürmeden ileri gidip tekrar geri gelindiğinde araba bıkıp usanıp da düzgün park eder mi? 

4. Annesinin yaptığı böreği yemek ile eşine ihanet arasındaki kavramsal farklar. 

5. Telefonda kısa konuşma teknikleri 

6. 12 çiftten daha az ayakkabı ile hayatı idame ettirebilme yöntemleri. 

7. Paket paket diyet bisküvi yiyerek neden kilo verilmez? 

8. Ocakta bırakılıp gidilen tencerenin neden bir süre sonra dibi tutar? 

9. Duble hamburgerin yanında içilen kolanın diyet olup olmaması neden önemli değildir? 

10. Bellek geliştirme teknikleri. cep telefonu pin kodu nasıl akılda tutulur? 

11. Karmaşık teknoloji ürünlerini kullanabilme. cep telefonunda numara kaydetme üzerine uygulama. televizyon kumandasında kanal kaydetme üzerine alıştırma. 

12. Final maçının oynandığı saatte beşinci tekrar oynayan diziyi seyretmemek bir şey kaybettirir mi? 

13. Kredi kartıyla satın alma ve bedava alma arasındaki farklar. 

14. Hiçbir zaman giyilmeyecek bir pantolonu indirimde yarı fiyatına almakla kim kâr eder? 



ERKEKLER İÇİN: 

1. Buz kalıbına nasıl su doldurulur? (Adım adım slaytla açıklama) 

2. Tuvalet kağıdı rulosu takıldığı yerde kendini yeniler mi? (Yuvarlak masa tartışması) 

3. Klozet kapağını kaldırıp duvara ve su borusuna sıçratmadan işemek mümkün mü? (Grup çalışması) 

4. Kirli sepetiyle yerdeki halı/döşeme arasındaki temel farklar (Resim ve grafiklerle açıklama) 

5. Tabak-çanak, yemekten sonra kendi kendine lavaboya veya bulaşık makinesine uçarak gidebilir mi? (Video ile açıklama) 

6. Kimlik kaybı: Uzaktan kumandayı bir parçanız olmaktan kurtarmak. (Destek hattı ve yardımlaşma grupları) 

7. Aranan şeyleri bulmayı öğrenmek, höykürerek evin altını üstüne getirmek yerine doğru yere bakarak başlamayı öğrenmek. (Açık forum) 

8. Eşinize çiçek getirmek sağlınıza zararlı değildir. (Grafik ve ses kaydıyla açıklama) 

9. Normal insanlar kaybolduklarında yolu sorarlar.. (Gerçek yaşam itirafları) 

10. Kadın park etmeye çalışırken sessizce oturmak genetik açıdan imkânsız mı? (Araba kullanma simülasyonu) 

11. Hayat dersleri: Anne ve eş arasındaki temel farklar. (Sınıfta canlandırma) 

12. Nasıl ideal bir ‘alışveriş arkadaşı’ olunur? (Gevşeme, nefes egzersizleri, meditasyon ve nefes alma teknikleri) 

13. Bunamayla nasıl savaşılır? Doğum günleri, yıldönümleri ve diğer önemli günler unutulduğunda nasıl özür dilenir? (Beyin şoku ve gerekirse operasyon)

12 Eylül 2012

Neden Bağırırız...




Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken, Ganj Nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. 

Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince, ermiş; “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız? ” diye tekrar sormuş. 

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: 

“İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”

“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. 

Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “ Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.”

Okuduğum güzel bir yazıyı sizlerinde okumasını istedim... 
Kalplerimiz arasında mesafenin olmaması dileklerimle...

Sevgiler 
Gizem S.

11 Eylül 2012

Fikrinize İhtiyacım var...

Merhabalar,

Gününüz aydın, hayatınız pamuk şeker tadında olsun... Hiç bitmesin... :)))

Aklımda çekilişle hediye vermek için bir kaç fikir var... Karar veremedim, çevreme sordum, onlarda pek bir şey diyemediler... Bende sizlere danışmak istedim...

O nedenle siz izleyicilerime sormak isterim...

Hediye,

* Benim seçeceğim bir paket mi olmalı?

* Kişiye özel bir şeyler mi olmalı?

Bu iki konu arasında kararsızım... Fikirlerinizi, önerilerinizi yazarsanız... Çok ama çok sevinirim...

Sevgiler...
Gizem S.

7 Eylül 2012

Hayat Devam Ediyor...

Senden sonra... 

Önce hayatın devam ettiğine ikna ettiler...

Sonra hayat devam ediyorMUŞ gibi yapmamıza laf söylediler... 

Bu nasıl insanlık?!

4 Eylül 2012

Yaz Bitmeden Mücevher Kutusu...

Kardeşim, Annem (Kayınvalidem)  için bayram hediyesi olarak ahşap boyama kutular hazırladım...

Çok mutlu oldular, onlar mutlu oldukça şevkim arttı ve daha çok yapmak isteğim uyandı...
Fakat fotoğraflarını çekemeden hediye etmiş bulundum... Rica ile fotoğraf istedim, onlar içinde bir post hazırlayacağım ...

Canımın içi Anneciğim içinde bir tane yaptım...
Kargoyla Ankara'ya başına bir şey gelmeden göndermek istiyorum...

Sizlerle de paylaşmak istedim...


1 Eylül 2012

Canım'a...

Yine ayrıyız ya bu güzel günde, içim biraz buruk... 

Her yıl birlikte sağlıkla mutlulukla yaşayalım diyoruz ama en güzel günümüzü kutlamak için birlikte olamıyoruz...

Hayat şartları der geçerim yine... 

Ayrı kaldığımız günlere inat, yine yeniden güzel, mutlu, neşeli, heyecanlı günler bizimle olsun...

5.yıllarımız katlansın, kızımızla uzun bir hayat yaşayalım... 

seni çok seviyorum...

Evlilik yıl dönümümüz kutlu olsun...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...