advrtl

27 Nisan 2012

Yemezler...


GDO'lu Ürünler

Ülkemizde şu ana kadar 3’ü soya 13’ü mısır olmak üzere toplam 16 GDO çeşidinin ithaline izin verildi. Bu GDO türleri yem amacıyla kullanılmakta.

GDO’lu yemlerle beslenen hayvanlardan elde edilen süt, peynir, yumurta, et gibi temel besinler ne yazık ki doğrudan soframıza gelmekte. Üstelik etimizin, sütümüzün, yumurtalarımızın etiketlerinde hayvanların GDO’lu yem ile beslenmiş olduğuna dair hiçbir uyarı yok. Halkımızın tercih hakkı da, güvenle beslenme hakkı da elinden alınmakta. Üstelik bu durum yasalara da aykırı. Çünkü yasa, tüketicilerin tercih hakkının ortadan kalktığı durumlarda GDO’ların ithalatına izin verilmeyeceğini söyler.
Mevcut 16 ve izin bekleyen 13 çeşit yem amaçlı GDO’ya ilaveten soyadan mısıra, şeker pancarından kanolaya gıda üretiminde kullanılacak 29 farklı GDO çeşidinin başvurusu şu anda değerlendirme aşamasında.
GDO’lardan üretilecek olan mısırözü yağı, kanola yağı, mısır şurubu, mısır nişastası, soya lesitini gibi mamüller neredeyse satın aldığımız tüm paketli ürünlerin içinde bulunabilmekte. Tehlike çok büyük, bu tehlikeye dur diyecek zaman ise çok az! Eğer GDO’ların ithalatına bugünden dur demezsek yarın çok ama çok geç kalmış olacağız. Sofralarımızın ve sağlığımızın GDO’larca işgal edilmesini engellemek için sen de şimdi imza kampanyamıza katıl, GDO’lara dur de!

GDO'nun Sağlığa Zararları

• GDO'lar öldürücü alerjilere neden olabilir.
• GDO'lu yemler, hayvanlarda antibiyotik direncini artırır, antibiyotiklerin etkisini azaltır
• Çoğu GDO'nun içerdiği böcek öldüren toksinlere hamile kadınların kanında ve fetusunda raslandı.
• İtalya'da yapılan bir bilimsel araştırmada marketlerden alınan her 4 sütten 1'inde GDO geni parçalarına rastlandı.
• GDOların salgıladığı böcek zehirinin tamamının insan sindirim sisteminde parçalanmadığı ortaya çıktı.
• GDO ekim tarlalarında kullanılan yabani ot ilaçları, memeliler için toksik etki ve insanlarda hormonal dengeyi bozma riski taşıyor.

GDO'nun Çevreye Zararları

• GDO üretimi, süper dayanıklı böcek ve yabani bitki türleri yaratır. Bu türlerin varlığı ekosisteme ve tarıma büyük tehdit oluşturur.
• GDO'lar tozlaşma yoluyla doğal türlere bulaşarak biyoçeşitliliğe zarar verir.
• Zehir salgılayan GDO'lar, kelebekler gibi zararsız canlıların ölümüne neden olur.
• Zehir salgılayan GDO'lar zehirlerini köklerinden toprağa geçirirler. Zaman içerisinde bu zehirlerin birikimi çevre için tehlike içerir.


GDO'ya hayır demek için: TIKLAYIN...

25 Nisan 2012

Gezgo'da Bayıldıklarım...

Yaklaşan düğün sezonu ve önümüzdeki ay 2 düğünümüzün olması, yeni evlenecek çiftler kadar beni de telaşlandırdı...

Her bayan gibi ne giyeceğim telaşı sardı... 
Erkek kardeşim ve eşimin erkek kardeşi 1 ay arayla evleniyorlar... 
Hal böyle olunca sıkı bir internet araştırmasına girdim, sezonun renkleri, modelleri falan başım döndü... 

Bu gün de ayakkabılara bakmak için Sevgili Nimo'nun sayesinde tanıdığım  www.gezgo.com'un sayfasına uğradım... 

Her biri birbirinden güzel modeller arasında beni benden alan, içimin gittiği 3 tane ayakkabı buldum... 



Canzone Stiletto
Ağlamak üzereyim çünkü numarası kalmamış...



Vogueart Stiletto 


Guiza Stiletto 
Bununda numarası kalmamış... 




**Bu arada numarası kalmamış derken kendi numaram kalmamışı kastediyordum... beğenidiyseniz kaçırmayın bekli sizin numaranız vardır... :))


Sevgiler,
Gizem S.

Kelebek Bardak Altlıgı...

Ben bu uğraşı sevdim diyebilirim... 


Yeni yaptığım kelebek desenli bardak altlıkları...






Daha bir çok fikir var aklımda...
Zamanım olursa tek tek hepsini yapmayı düşünüyorum...


Siz ne düşünüyorsunuz? 
Beğendiniz mi? :)

24 Nisan 2012

Bardak Altlıkları...

Mobilyalarımızı sıcak içeceklerin bıraktığı beyazımsı izlerden ve soğuk içeceklerin şekerli lekelerinden korumak adına düşünülmüş servis yardımcısı bardak altıkları...


Önceleri kafelerde karşımıza çıkarken, şimdi çeşitli renk ve desen alternatifleriyle evlerimizi dekoratif süsü halini aldı... 


Ahşap boyama ile ilgilenenler, dekupaj tekniğini kullanarak istedikleri baskıyı objeye transfer edebiliyorlar... Eğlenceli ve harika şeylerin ortaya çıktığı bir tekniktir...


Bende kendimce değişik bardak altlıkları yaptım... Keyif alarak yapmaya devam ediyorum, aklımda bir kaç farklı desen daha var... 


Fikir vermek isterseniz, yorumlarınızı bekliyorum... 


Beğenecek misiniz merak ediyorum?





Şifalı Kabuklar 2


Patates Kabuğu;
Kabuğu soyularak pişirilen patates %25 oranında C vitamini kaybediyor. Patatesin kabuğunu soymak yerine bıçak ile kazıyarak temizleyerek yemek daha büyük yarar sağlıyor.






Ayva Kabuğu;
İdrar yolu iltihabını gideriyor. İştah açıyor böbrek ve idrar torbası iltihaplarını iyileştiriyor.






Patlıcan Kabuğu;
Patlıcan kabuğunun içinde bol miktarda beyin hücrelerinin hasar görmesini engelleyen antioksidanlar bulunuyor. İçindeki potasyum sayesinde de bağışıklık güçlendirici magnezyum ve lif bulunuyor.






Domates Kabuğu;
Kırmızı rengi veren "Lypocene" maddesi kısa sürede kolestrolü düşürüyor.






Karpuz Kabuğu;
İçeriğinde bulunan %95 su ile vücudu temizleyici bir etkiye sahip. Karpuzun kırmızı etli kısmının altındaki beyazımsı tabaka tam bir C vitamini deposu. Cildi temizliyor ve güneş lekelerini gideriyor.






Kivi Kabuğu;
İnce tüylü kabuğunda bulunan bileşenler bakteri ve kolibakteri ile savaşıyor.



22 Nisan 2012

Masum İncilerden Çekiliş Duyuruları...


Padişah halı çekilişine katılım şartları için; Buradan Buyurun... :))


Penye Mood pijama çekilişine katılım şartları için: Buradan Buyurun...


Dekoratif Ahşap Saat çekilişine katılmak için ; Buradan Buyurun...:))


Gedaline Tasarım şal çekilişine katılmak için: Buradan Buyurun...

Ojelerimi Seviyorumdan Çekiliş Haberi...

Çekiliş şartları ve katılmak için; Buradan Buyurun :))

Her Zaman Doğru Değildir Seçimlerim...

Dün "canım" olan yarın "düşman"ım olmaz benim...
Yaşananların hatırı hep saklı kalır.
Hatırları sorulur, selamları hep alınır...
"Sildiklerim" vardır birde!
Onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır...
Adları anılmaz hatırları sorulmaz sadece beddualarımdır
Vicdanla birlikte "şeref" ararım ben sevdiklerimde; 
Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim...
Zaman gelir "şerefsizleri" de severim...
Her yerde gözüm kulağım vardır benim...
"Eksik söylemek yalan söylemek değildir" mantığındaki,
Beni değil kendini kandırır yalnızca...
Bilmezden gelişlerim aptala yatışlarım,
Kaybetme korkumdan değil, karşımdakinin yalan söyleme potansiyeline olan merakımdandır...
"İnkar" olmaz benim hayatımda...
Yaşananı "yaşanmamış" saymam...
Sayanlarıda  saymam...
Kelimelere sığmaz sayfalar sürer beni anlatmak
Ama ne karar anlatılırsa anlatılsın;
Yaşayan bilir beni...
Yaşamayan anlamaz...
Ağırdır sevmelerim...
Her "yürek" taşıyamaz...
Büyüktür umutlarım her "omuz" kaldıramaz...


Nazım Hikmet Ran

19 Nisan 2012

Şifalı Kabuklar...





Elma Kabuğu;
Uzmanlar özellikle kabızlığı karşı elmanın kabuğuyla yenmesinini öneriyor. Düzenli yenilen elma kötü kolestorlü düşürürken, iyi kolestrol oranını 4 kat arttırıyor. Ayrıca kabuklu yenen elma dişlerin temizlenmesine yardımcı olup diş minelerine masaj yapıyor ve diş etlerinin bağ dokularını sıkılaştırıyor.






Kızılcık Kabuğu;
Kızılcığın kabuğu ateş düşürücü ve güçlü bir ishal kesicidir. İdrar enfeksiyonu geçiren bayanların bu sorununa yardımcı oluyor. Böbrek taşlarının tedavisinde kullanılıyor. idrardaki köyü kokuları gideriyor.






Nar Kabuğu;
Bağırsak kurtlarının dökülmesine ve bağırsakların parazitlerden temizlenmesine yardımcı oluyor.






Limon Kabuğu,
C vitamini açıksından oldukça zengin olan limon kabuğu etli kısmından daha faydalı. Limon kabuğunda bulunan d-limonene adlı madde tümör gelişimini ve cilt kanseri riskini engelleyerek önemli ölçüde düşürüyor. Kadınların yumurtalık kanseri riskine de azalttığı ortaya çıkmıştır.






Portakal Kabuğu;
Selülitlerin giderilmesine önemli ölçüde yardımcı oluyor. Vücuttaki sarkma ve kırışma probleminin giderilmesinde kullanılıyor.






Salatalık Kabuğu;
İçeriğinde neredeyse hiç kalori bulunmayan salatalığın kabuğu kırışıklığı önlüyor ve doğal bir cilt bakım ürünü oluyor.







15 Nisan 2012

Evlilik Öncesi, Doğum Sonrası...

2,5 yıldır anneyim... Allah nazarlardan sakınsın -benim için- dünya tatlısı bir kızım var...
Onun hayatıma kattığı artıları düşündükçe fiziksel görünüşüm moralimi çok bozmuyor...
Fakat iş giyinip süslenip bir yerlere gitmeye gelince, ne denediysem yakıştıramıyorum...

Birde gitmeyen, erimeyen göbek sorunum yüzünden insanların 2.ye mi hamilesin soruları iyiden iyiye bunaltıyor...
Kendimi 2 kürdana batırılmış erik olarak görüyorum...

Fotoğrafı soldan, sağa sıralarsak (şekil a) ya dönmek istiyoruuum...


Anlamadığım bir konu var,

Ünlüler ve sıradan insanlar...
Her kadın 9 ay hamilelik dönemini geçiriyor...
Nasıl oluyor da 1 ay gibi kısa sürede ( ki sütümüz artsın diye doğumdan sonra yapmadığımız kür kalmıyor ve deli gibi kilo almaya devam ediyorken) hamilelik kilolarını verebiliyorlar...
Nasıl oluyor da sanki hiç doğurmamış gibi fit görünümlerine dönebiliyorlar...

Acaba işin sırrı doğum sırasında bir iki ufak müdahele mi?

14 Nisan 2012

Neşeli Renklerden Çekiliş Haberleri (( 2 ))...


Ayna Sepetinden 1 kişiye 40 Tl değerinde dilediği ayna çekilişine katılmak için; Buradan Buyurun... :)







Marka Fobimden 1 kişiye cüzdan far seti çekilişine katılmak için; Buradan Buyurun... :))




------------------------------------------

İşbankası Günaydın Türkiye Temalı Reklamları

Beni şaşırtan ve reklamlara ne kadar az önem verdiğimizi gösteren ikinci reklam hatasından bahsetmek istiyorum... 

Ben 82 doğumluyum ve doğduğumdan beri çekilen fotoğraflara bakınca hiç birinin siyah beyaz olmadığını çok rahatlıkla söyleyebilirim... Renkli fotoğraf teknolojisine geçmiştik...  Hatta annem babamın bazı fotoğrafları bile sepia dediğimiz teknikte... ki bunlarda 78-79'lara rastlıyor... 

Siyah beyaz fotoğraf Türkiye'ye bundan 40 yıl kadar önce belki daha da önce gelmiş... Webde biraz araştırma yaptım, ama Türkiye'nin fotoğraf alanında geçmişine dair fotoğraf sanatçılarının hayatlarından, ilklerinden başka bir doküman bulamadım... 

Gel gelelim reklamda gözüme çarpan ayrıntıya... Prime-time'da özellikle sık rastladığımız İşbankası'nın "Günaydın Türkiye" temalı reklamlarına;

Günaydın Türkiye; Vefalı Dost...



10-13. saniyelerdeki fotoğraf karelerine iyice bakmanızı istiyorum... 
Ve 40.saniyede duvardaki fotoğrafa da dikkatlice bakın...

Ortalama bir hesap yapacağım yanlışım varsa düzeltin... 
Diyelim ki, renkli fotoğraf baskı teknolojisine 1980 yılında geçtik... 
Günümüze kadar aradan 32 yıl geçiyor... 
Giyim, kuşam değişiyor, teknoloji değişiyor, hayat, zaman akıp gidiyor... 
Peki fotoğraflardaki insanlar neden yaşlanmıyor... Ve günümüzdeki görüntüleriyle karşımızdalar... 
Bu insanlar yaşlanmıyorlar mı?
Ya da erken yaşta çöküp 30 sene kadar aynı durumda, görüntüde kalmanın iksirini mi bulmuşlar... 
Yani biraz gençten iki kişinin fotoğrafını oraya koymak çok zor olmasa  gerek...

Reklamı kendi adıma hoş olmayan, ayrıntısı düşünülmemiş, yarım bırakılmış bir iş olarak görüyorum... İşini iyi yapan, sıkı tutan, tüketiciyi "aman nasılsa anlamazlar" gözüyle görmeyen reklamcılar istiyorum... 


Dizi, film arası uzun uzun reklamlar yapıp ince ayrıntılara dikkat edilmeyen, devamlılığa önem verilmeyen reklamlar görmek istemiyorum... :)


Bana katılan var mı?


Sevgiler,
Gizem S.


13 Nisan 2012

Nilgünlü Günlerden Sihirli Bigudi

Nilgünlü Günlerden Çekiliş, son katılım tarihi 20 Nisan 2012.
Çekiliş şartları ve katılmak için; Buradan Buyurun... :)

12 Nisan 2012

Doktor Sorunsalı... [(1)]

Çok uzun zamandır alerjik bir durumum var... Önceleri bu kadar çok rahatsız etmiyordu. son zamanlarda nefes almakta güçlük çekmem, sürekli hapşuruklara boğulmam, gözlerimin ve dudaklarımın şişmesi artık yeter dedirtti...

Biraz canım annemin fırçası, biraz da sevgili Fashion And Makeup Freak blogunda alerjileri olanlar ile ilgili yazdığı yazı ile doktora gitme kararı aldım... Hem gitmişken nurlar içinde yatsın canım babamın rahatsızlığından dolayı bir virüs kapmış olma ihtimalime karşı doktorla görüşürüm dedim... 

Evimize yakın ve belediyemizin açmış olduğu bir tıp merkezine gittim... Ki eşim, kayınvalidem ve çevremde giden bir çok kişiden de özellikle iyi yorumlar aldığım için içim rahat olarak gittim... 

Doktor sorunsalına gelmeden önce merkez hakkında bir kaç gözüme çarpan konudan bahsetmek istiyorum... 
Danışma görevlileri oldukça ilgili ve yardımcı olmaya yakınlardı... Laboratuvar görevlileri güler yüzlü, sıcak, hoş sohbetlerdi... Katlarda havalandırma sorunu oldukça göze çarpıyor... Bunların dışında merkezi denilebilecek bir bölgede, ulaşımı kolay...

Doktorları zor durumda bırakmamak adına (belki de hala kaybetmediğim insani duygularla) isim vermek istemiyorum... 

Fashion And Makeup Freak blogunda alerjik rinit tedavisinde uygulanan rhinolight  ışın tedavisi hakkında bilgi almıştım... Birazda web de araştırıp öyle gittim... Muayenemi olduktan sonra doktor beyle biraz bu yöntem hakkında görüşmek istedim, dumur oldum... Çünkü haberi yoktu ve gerekçe olarak "Benim haberim olurdu öyle bir yöntemden, insanların ceplerini boşaltmak için uyduruyorlar" gibi bir doktora yakışmayacak bir açıklama yaptı... Ve hatta bana "nereden öğrendiniz diye sordu"... 

Amaaaa bu konuyla ilgili asıl dumurumu eve gelince yaşadım diyebilirim... Fashion And Makeup Freak blogundaki yorumlara baktığımda 5 yıl öncesinden uygulanmaya başlanmış bir tedavi yöntemi olduğunu okudum... 

Soruyorum arkadaşlar, bu doktor sıfatını taşıyan insan hiç mi tıp çalıştaylarına davetiye almaz, katılmaz, hadi onu bıraktım hiç mi tıp dergisi alıp okumaz, hadi onu da bıraktım  meslektaşlarıyla oturup tıp gelişmeleri hakkında hiç mi sohbet etmez... Bu nasıl bir şeydir... İnsanlığa faydalı olabilmek için yemin ederken aklından neler geçiriyordu acaba... 

Evet olay bundan ibaret... Hala şaşkınlık içindeyim... Bilemiyorum, sanırım artık doktorlara güvenemeyeceğiz... Atatürk'ün dediği "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz" söyleyişi ile günümüzde yaşadığımız doktor hasta ilişkisi arasında dağlar, dünyalar kadar fark var... Güven sarsıcı, gerekli bilgi donanımına sahip olmayan insanlar hastalık teşhisi koymakta ne kadar başarılı olabilirler bilemiyorum...

Çok üzülerek söylüyorum ki doktorlara olan güvenim inanılmaz sarsıldı... 
Daha sonra aynı merkezle ilgili bir başka doktor sorunsalını daha paylaşacağım...


Sevgiler,
Gizem S.

İnciserules ile bu fiyataolmaz.com Kampanyası...

Kampanya Şartları bunlar efendim,

*http://www.bufiyataolmaz.com/index.php?route=account/register linkinden üye olmak
*http://www.facebook.com/pages/BuFiyataOlmazCom/327622100592621 firmamızın facebook sayfasını begenmek
*kampanyamı sosyal mecralarınızda duyurmak ve profil linkleriniz ile birlikte yorum olarak buraya yazmak
*10 günlük kampanya sonucumuzda üye olup gerekli kampanya sartlarını yerine getren 1 şanslı izleyicim 10 parça saklama kabına sahip olacaktır
*kargomuz değerli firmamız tarafından karsılanacaktır herkese bol şans diliyorum

Katılmak isteyenler; Buradan Buyurun...

Kampanya Kuşu'ndan 2 Yeni Çekiliş...

bufiyataolmaz.com işbirliği ile lazer bıçak kampanyası için tıklayınız...



batangemi.com işbirliği ile çamaşır yıkama topu kampanyazı için tıklayınız...


10 Nisan 2012

Neşeli Renklerden Çekiliş Haberleri Var...


S-Box 10 Parça Saklama Kabı çekilişine katılmak için; Buradan Buyurun... 
25 Nisan 2012 son katılım...




Artmodel Tek parça tablo çekilişine katılmak için; Buradan Buyurun
20 Nisan Son katılım...




Tabloshop'tan tablo çekilişine katılmak için; Buradan Buyurun...
25 Nisan son katılım...

9 Nisan 2012

Ece'nin Atölyesinden Minik Çanta Hediye...





Bu sevimli ve eğlenceli çantalara sahip olmak için 23 Nisan 2012 de sonlanacak olan çekilişe katılmalısınız...


Çekiliş şartları ve katılım için; buradan buyurun... :))

Beyaz Küreden El emeği Sepet Hediye...



Bu şeker mi şeker sepete sahip olmak için 23 nisan 2012 de sonlanacak olan çekilişe katılmalısınız...


Çekiliş Şartları ve Katılım için; Buradan Buyurun ... :)

4 Nisan 2012

Matruşka Bebekleri

Matruşka bebekleri ilgimi hep çekmiştir. Büyükten küçüğe hemen hemen herkesin bir matruşka merakı olduğunu düşünürüm. İç içe geçen, gittikçe küçülen, dekoratif bir obje olarak kullanılabilen yada çocukların merakla tek tek açıp oynadıkları bebekler. Özellikle işlemelerine bayılıyorum. Her biri ince iş gerektiren özenle hazırlanıyor. Gittikçe küçükken bebeklerin üzerini ince ince işlemek oldukça zor olsa gerek. 

Hayatımın ışıltısı kızım, teyzemin evinde karşılaştı bu bebeklerle. Bir merakla aldı eline inceledi. 'anne açmısın?' (açar mısın demek istiyor). Tek tek açtım, gözlerindeki o merak ışıltısını görmeniz gerekirdi tarif edemem.

İstanbula döndük ama öğrendi bir kere "matyuska" bebeklerini bana nerde diye sordu, durdu. Babasına sipariş verdik ve Kapalı Çarşıdan bu matruşka bebeklerinden aldı... Bir mutlu oldu ki sormayın. Elinden düşürmüyor. Hatta sıfat bile yerleştirdi; en büyüğü baba, bir sonraki anne, en küçüküğü ise bebekmiş. 






Bilmeyenler için kısaca anlatmak isterim; Nedir bu Matruşka,

Rus yapımı bir oyuncak, ahşaptan el yapımı bebekleri ortasından açtığınızda başka bir bebek çıkıyor. Onu açtığınızda yine başka bir bebek. Anne figürünün içerisine yerleştirilen tek sayılı, genelde 5 ve 7, bazı yerlerde 3 veya 9 olarak değişen sayılarda bebeklerdir.

1890 yılında Moskova'da bulunan Abrentsevo Çocuk Eğitim Atölyesinde yapıldığı sanılıyor. Matruşka bebekleri hem oymacılık hemde resim açıcından Rusya'nın imajı ve ruhu olarak sayılıyor. 

Bu arada özellikle geleneksel Rus kıyafeti olan sarafan giymiş bebekler şeklinde boyanır.

İşte bir kaç farklı matruşka bebek örneği:











Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...