advrtl

30 Temmuz 2012

Biraz Eğlence...



Yarın Ankara'ya gidiyorum Dostlar... 

Annem, Kardeşim ve Eşi, Diğer akrabalarım sabırsızlıkla kızımı bekliyorlar...
O hayatımıza katıldığından beri benim pabucum damda... :)))

İşin ilginç yanı, eşimde yurt turunda... Bizim Ankara'ya indiğimiz saatlerde, O da Ankara'dan ayrılıyor olacak... :))) 

Bu arada Sevgili  Süslü ve Pembe Dünyam 'ın Ramazan Etkinliğine katıldım... Sizde katılmak isterseniz ismin üzerine tıklayın... :))

En son canım kardeşimin düğünü için Ankara'daydım... Allah mutlu günlerde ailemle birlikte olmayı nasip etsin inşallah...


Şimdi işin eğlencesine geçiyorum... 
....................................


Bu GERÇEK bir nöroloji testidir.

Rahatça oturun ve sakinleşin, aşağıdaki üç işlemi bir dakikadan kısa sürede yapmalısınız. Sadece bakarak bulmalısınız, Mouse İmlecini kullanmamalısınız, kolay gelsin.




1 - Aşağıda C'yi bulun. İmleç yardımı almayın.Find C


OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOCOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOO O OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOOOOOO


2- Eğer C'yi bulduysanız, şimdi de 6'yı bulun,find 6


9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999999999999999999 999 9999999999999 9999999999999999 99999
9999699999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999
9999999999999999999 9999999999999999 9999999999999999 99999


3 - Son olarak N'yi bulun, biraz daha zor gibi…find N


MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMNMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMM
MMMMMMMMMMM MMMMMMMM MMMMMMMMMMMMMMMM MMMMMMMMM



Bu bir şaka değildir. Üç testi de geçebildiyseniz, Nöroloğunuza yıllık ziyaretinizi iptal edebilirsiniz.

Beyniniz muhteşem çalışıyor ve Alzehimer hastalığından uzaktasınız.Tebrikler!

Öğr. Gör. Dr. Erhan Şengel
Uludağ Üniversitesi
Eğitim Fakültesi
BÖTE Bölüm





Bir başka Göz Testi de aşağıda sizi bekliyor...

Alzheimer Göz Testi...
Aşağıdaki metinde bütün "F" harflerini sayınız... (How many F you'll find.)

FINISHED FILES ARE THE RE 
SULT OF YEARS OF SCIENTI
FIC STUDY COMBINED WITH
THE EXPERIENCE OF YEARS...


(Şimdi aşağıya bakın... )

Kaç tane "F" saydınız...


3 mü?


Hayır yanlış... 
Metinde 6 tane "F" harfi var...





Bu, şaka veya oyun değil... 
Yeniden okuyun...

Bu olayın altında yatan gerçek şöyle;


Beynimiz "OF" sözcüğünü süzemez... İster inanın ister inanmayın... Geri dönüp tekrar bakın... 

İlk seferde 6 tane "F" harfi bulanlar;
Üstün dikkat düzeyine sahip kişilerdir... Ya da bu testi daha önce görmüşlerdir... 


5 Tane "F" harfi bulanlar;
Dikkat düzeyleri oldukça yüksek, 6 tane "F" harfi bulanlara çok yakın kişilerdir... 


4  Tane "F" harfi bulanlar;
Nadir kişilerde görülen bir durumdur, dikkat ve konsantrasyonu yüksek nadir kişilerdir...

3  Tane "F" harfi bulanlar;

Sıradan, normal dikkat düzeyine sahip kişilerdir... 

3 taneden az  "F" harfi bulanlar;
Testi düzenleyenlerin bu kişiler için söyleyecek bir şeyleri yok, zaten şu anda nasıl bilgisayar kullandıklarına şaşmak lazım... 


SAĞLIKLI VE MUTLU GÜNLER DİLEKLERİMLE...
Gizem S.

24 Temmuz 2012

Fobim, Fobim, Fobim...

Yazmadan rahatlayamayacağım için sizlerle paylaşmak istiyorum...

Yıl 1996 annem ve babam anlaşamadıkları ve diğer problemler yüzünden "çocuklar duymasın" vari boşanıyorlar... Aynı evdeyiz haberimiz yok... Gel gelelim ayrı yatıyor olmaları dikkatimi çekti... 

Evimiz küçük olduğu için misafir odamız yoktu, yatak odası ve çocuk odası vardı... Ve babam salonda yatıyordu, kardeşimle cesaret edip soramıyorduk da neden orada yattığını...

Bir süre izledim, baktım babamın beli ağrıyor, kıyamadım "gel baba, sen benim yatağımda yat, ben annemle uyuyayım..." Babam kabul etti, kanepede uyumaktansa, yatakta uyumak daha iyiydi çünkü...

İşte annemin yanında yattığım o ilk gece, rüya mıydı, gerçek mi ayırt edemediğim bir şeyler gördüm...
Yazarken bile bir tuhaf oluyorum, yemin ederim... Her tarafımı böcekler sarmıştı... Üzerimde, yorganda, yastığımda, annemin üzerinde... Korkarak uyandım ve etkisinden kurtulamadım... 

İşte o zaman başladı entomophobia... 

Aman Allah'ım nasıl bir şeydir bilemezsiniz... 
Dershaneye giderken bir arkadaşım sözüm ona şaka yapmak istemiş ve üzerime örümcek atmıştı... Gözümü açtığımda kendimi yerde, arkadaşlarımı başımda kolonya dökerlerken bulmuştum... 

Yıllar geçtikçe azalmadı, evde çığlık çığlığa kaçtığım da oldu, korktuğum için azar işittiğimde... Çünkü kimse ciddiye almadı... Şuncacık şey korkulur mu?... Ay alemsin ondan mı korkuyorsun... 

Ah bir bilseniz benim içimde ne fırtınalar kopuyor... 

Evi temizlerken denk geldiğim bir olaydaysa eşimi arayıp yardım istemiştim ki kendisi avrupa yakasında çalışıyordu... Okuyunca komik gelebilir ama titremeler, dişlerimi sıkmam, kaşıntı hissi... İnanılmaz rahatsız edici bir durum... Kimsenin başına gelmemesini dilerim... 

Hatta Ağva tatilimizde bile kızıma kötü örnek olduğum, ima edilmedi değil...

Uzun oldu biliyorum, bu gecenin fobik olayına geçiyorum, (biliyorum kötü bir şey) sigara içmek için balkona çıktığımda bir karaltı fark ettim, başladı titremem, kasılmalarım falan... 

Kürekle aşağıya atayım, doğal ortamına dönsün istedim, çünkü öldüremiyorum da... (Bahçe katında oturduğumda belirtmek isterim...) Ya manyak mıdır nedir bana doğru gelmeye başladı... Kaçsana niye bana geliyorsun... İçeri girip balkonu nasıl kapattım bilmiyorum... 

Sonra bu canına susamış belli, kimyasal silahla saldırmalıyım derken çamaşır suyunu kaptım, balkonu camdan izliyorum "nerede bu?" diyerek... Çünkü içeri girerse bana uyku, huzur, rahat yok... 

Bir cesaret çıktım, baktım yok, arkamı bir döndüm... Aman Allah'ım balkon kapısının üstünde... İçeri girsem giremiyorum, kasılmalarım iyice arttı... Titriyorum... Allah'ım sen bana yardım et dedim... Bayılmadan, titremeden halledeyim şu işi... 

Neyse ki kimyasal silahla saldırmama gerek kalmadı... Titreye titreye süpürge ile hızlıca bahçeye gönderi verdim... Bir daha karşılaşmak istemiyorum... 

O kadar zor bir şey ki, şu satırları yazarken çenem acıdı... 
Fobimi ciddiye almayan ailem, sağ olsun... 
Siz siz olun kimsenin fobisini küçümsemeyin... 
Çünkü inanılır gibi bir şey değil... Neler hissettiğimi detaylı anlatmaya kalsam, anlatamam... 
Bu geceyi rahat atlatmak istiyoruuum... 

Sevgiler, 
Gizem S.


23 Temmuz 2012

Ramazan Temalı Hediyeleşme Etkinliğine Davetlisiniz...




Merhabalar,


Sevgili Süslü ve Pembe Dünyam'ın başlatmış olduğu bir etkinliğe sizleri davet ediyorum... 


Detaylar için blogun ismine tıklayın lütfen...


Teşekkür ederim... 

21 Temmuz 2012

Ebediyete Kadar...


Heybeliada'daki Deniz Okulu'ndan mezun olan İsmail Türe, kendi gibi Gelibolulu olan bir genç kıza kaptırır gönlünü. İki sevgili parmaklarına nişan yüzüğü taksalar da, birbirlerini çok seyrek görmektedirler.


İsmail Türe denizaltıda muhabere subayı olarak görevlidir çünkü. Üsteğmenin aklına harika bir fikir gelir; nişanlısına ışıklı mors alfabesini öğretecek, Çanakkale'den geçiş yapacakları geceyi planlı olduğu için önceden bildirecek ve böylelikle haberleşeceklerdir!..

Boğazı yüzeyden geçmekte olan denizaltının kulesindeki denizciler sigara içmekte, sohbet etmektedirler. Aralarından birinin heyecanlı olduğu her halinden belli olmaktadır. Gelibolu kıyılarına geldiklerinde, karanlık içindeki evlerden birinden bir el fenerinin yanıp söndüğü görülür: “Seni seviyorum”... Arkadaşları gülümseyerek İsmail Türe'ye bakarlarken, genç aşık elindeki fenerle sevgilisine karşılık vermektedir...

Bu olaydan sonra iki sevgilinin aşkı düşmez olur denizaltıcıların dillerinden. Herkes, haberleşmek için kurulan ışık yolunu konuşur. Arkadaşları "Evlen şu kızla da, buralardan her geçişimizde selamlaşmayı bırak artık” diye takılırlar İsmail Türe'ye.

Denizaltının üstünün ve altının bir olduğu yağmurlu günlerde bile, Çanakkale Boğazı'ndan geçilirken, elindeki fenerle aşk nöbeti tutan yakışıklı denizci gözünü bir an olsun ayırmaz Gelibolu kıyılarından.

Yine bir gün, yirmi yedi yaşındaki Üsteğmen, Çanakkale'den geçecekleri gün ve saati, denizaltının uğradığı bir limandan telefonla haber verir nişanlısına.

Ege Denizi'nden Boğaz'a giriş yapacaklarını ve en öndeki denizaltının kulesinde olacağını bildirir. Genç kızın gözüne her zaman olduğu gibi, o gece de uyku girmez. Büyük bir sabırla pencerenin önünde oturmakta ve gözünü hiç kırpmadan denize bakmaktadır. Fenerine yeni pil almış olsa da, arada bir yanıp yanmadığını kontrol eder yine de...

Birden, dev bir karartı belirir suyun üstünde. Güneyden gelen bir denizaltı, penceresinin görüş sahasına girmiştir ... Genç kız pencereyi açar ve gecenin karanlığına uzattığı elleriyle feneri yakıp söndürür.

“Seni Seviyorum...”

Kulede bulunan denizaltının komutanı Bahri Kunt işareti görünce gülümser:

“Hay Allah, bu kız denizaltıları şaşırdı. Nişanlısının denizaltısı bizim önümüzdeydi...” Bir anlık tereddütten sonra Birinci İnönü denizaltısının komutanı Bahri Kunt, yanıt gönderilmezse genç kızın telaşlanacağını düşünerek, karşılık verilmesini emreder. Yanındakilerin “Ne diyelim komutanım?” diye sorması üzerine de şunları söyler: "ebediyete kadar..."

O gece, Üsteğmen İsmail Türe'nin görev yaptığı Dumlupınar, Çanakkale Boğazı'na giriş yapan ilk denizaltı olmuştur. Ama, Gelibolu kıyılarına gelmeden, Nara Burnu açıklarında İsveç bandıralı “Naboland” adlı gemi tarafından çiğnenmekten kaçamamış ve yaralı bir balina gibi acı dolu sesler çıkararak, Çanakkale'nin karanlık sularında kaybolmuştur.

Her şey bir kaç dakika içinde gerçekleştiğinden, arkadan gelmekte olan Birinci İnönü denizaltısı Dumlupınar'a çarpan geminin yanından habersizce geçerek, Gelibolu'ya ulaşan ilk denizaltı olur.

Genç kız, nişanlısından haber almanın huzuru içinde başını yastığa koyduğunda, genç denizci çoktan dalmıştır "Ebediyete kadar" sürecek olan uykusuna...



detaylar ve merak edenler için... http://www.dumlu.tr.gg

Ortam Aydınlatmasında Tasarım Lambaderler...

Lambaderleri seviyorum... Evlenmeden önce büyük bir odam olsun ve lambaderle aydınlatmanın hayalini kurardım... Olmadı ne yazık ki... :)

Nihayet evimde kullanıyorum, çalışıyorken evde olduğum zamanlarda kullanıyor ve sanki günün tüm yorgunluğunu alıyordu... Minik kuzumdan dinlenmeye fırsat kalmadığı için lambader aydınlatmasının keyfini çıkaramıyorum... 

Sizlere beğendiğim lambader çeşitlerini sunmak istiyorum;



Japon Stili; kağıt ve çıta sanırım... 


Çok farklı stilde bir lambader, kırmızısı da güzel duracaktır diye düşünüyorum...


Çiçek stili,



İşte bunlara ba-yıl-dım... 


20 Temmuz 2012

Hobi Olarak Yapmak istediklerim..

Aslında o kadar çok ki... hepsini aklımda tutabilmem, maalesef. pek mümkün olmuyor... Bunlar yakın zamanda yapmak istediğim şeyler... 

Bu listedekileri denemek, yapmak için cesaret mi bekliyorum bilmiyorum... Ama içi içimi yiyor yapmak için...
El emeklerine düşkünüm... Çok iyi olmasa da elimden bir şeyler geliyor... Yani kendimce bir şeyler yapabiliyorum diyeyim... Bir kaç örneğine blogumda yer verdim...

Listeye gelince;

** En az 1 kere peçete dekupajı yapmak istiyorum... (web de gezerken gördüklerim özendirdi...) (özellikle en az dedim, başlayınca evde ne var ne yok dekupajlarmışım :))) )
** Basit seramik hamuru nasıl yapılır öğrenmek istiyorum... (bir arkadaşım seramik mezunu ondan isteyebilirim diye düşünüyorum)
** Tutkal işi örtü yapmak istiyorum... (Bu gün gördüm, bu muymuş dedim, bayıldım)
** Dantelleri farklı şekillerde değerlendirmek istiyorum... (yazık günah çekmecelerde sararacaklar)
** Mozaik ile basit pano yapmak istiyorum...
** Ahşap boyama hobime dönmek, yeni teknikler öğrenmek istiyorum...

Listeye yenileri ekleyebilirim...
Bakalım neler yapabileceğim, 2,5 yaşında kızım izin verdiği sürece...

19 Temmuz 2012

Alo Gıda - 174 Deneyimim...

İstanbul'da güzel bir semtte yaşıyorum...
Hemen her şeye ulaşabileceğim bir konumda... Tek dezavantajı güvenerek alış veriş yapabileceğim marketlerin biraz uzak olması...

Evde işim olduğu için yakınlarımda ki Reyon Marketler zincirinden en acil alacaklarımı aldım...
Genelde kıyma alırken taze çektiririm... Reyon görevlisini de titizliğim konusunda uyardım...
Alış verişimi yapıp eve geldim...

Kıymayı kullanmak üzere açtığımda, rengi koyu ve hafiften bir kokusu vardı...
Malum market ışıklandırmaları sebebiyle gözlerimiz yanılabiliyor...
Daha önce de raflarında son tüketim tarihi geçmiş ürünlere rastlamıştım...
Ama kıymanın durumunu görünce tepem attı... Çünkü gıda şakaya gelmeyen, aman bana denk geldi ne olacak denilemeyecek bir konu...

Marketin Genel Müdürlüğünü arasam yapılan tetkiklerden nereden haberim olacak, lafla geçiştirebilirler diyerek, televizyonda reklam ve tanıtımlarını gördüğüm Alo Gıda -174'ü aradım...

Operatör kibar ve sakince şikayetimi dinleyip kayıt oluşturdu... Ürünün tarihini, alış veriş yaptığım tarihin bilgilerini aldı, ürünün markasını istedi... Bana ulaşabilecekleri iletişim bilgilerimi verdikten sonra kayıt için bir dosya numarası verdi... 2012-23539... İlgileri beni şaşırttı diyebilirim...

Çünkü daha önce başka konularda şikayet ettiğim firmaların hiç biri işini bu kadar ciddiye almamıştı...
İlgilendiklerini ve gereken işlemlerin yapıldığını söylemişlerdi... Ki hiç inandırıcı gelmiyor bu söylemler....

Gel gelelim... Aradan 20 gün geçti ve ben şikayet durumumu öğrenmek için Alo Gıda -174'ü aradım... Dosya numaramı verdim... Operatör bilgileri okudu...

"(...)Tarihli, (...) konulu şikayetinize istinaden yapılan incelemelerde firmanın bozuk ve tarihi geçmiş ürün sattığı anlaşılmıştır... (...) sayılı karar gereği firma uyarı ve idari para cezası almıştır" denildi...

Bende ilgileri için teşekkür edip telefonu kapattım...

Tabi uçuyorum mutluluktan bu arada... Müşteriyi aptal yerine koyup rafına, kasap, manav reyonuna koyduğu ürünü takip etmeyen bir marketin bu sorumsuzluğundan dolayı, bir şekilde uyarılması, ceza alması işi ciddiye alması gerektiğinin farkına vardırır... 

Dikkatli olmak lazım... Tarihi geçmiş bir ürün gördüğünüz de rafta bırakmayın, market sorumlusuna haber verin... Yine de Alo Gıda'yı arayın... Çünkü bozuk, tarihi geçmiş ürün vs. konularında çok titiz çalıştıklarına şahit oldum...


Velhasıl kelam çalışan, işe yarayan kurumların olduğunu görmek beni mutlu etti... 


Sevgiler,
Gizem S.


18 Temmuz 2012

Ağva'da Tatil...

Ağva'ya 5 yıl önce arkadaş grubumuzla Nisan ayında bir tur düzenlemiştik... Harika bir gün geçirmiştik... 

Sahilde yürüyüş yapmış, Göksu Deresi'nin yanında yemek yemiş, turumuza ev sahipliği yapan otelin şarap evinde gitar eşliğinde şarkılar söyleyip eğlenmiştik...

Eşim yazın bu bunaltıcı günlerinde Ağva'ya gidelim teklifiyle geldi... Uçtum, hemen... Çünkü çok gitmek istiyordum... İki gece konaklamalı Göksu Deresi üzerindeki Acqua Verde (Bir İstanbul Masalı) Otelinde yer ayırtmış...

Tabii sadece yaz günlerinde kaçılabilinecek bir yer değil Ağva... Kışın soğuk günlerini şömine başında sıcak şarapla taçlandırabileceğiniz bir yer aynı zamanda... 

Minik kızımızla birlikte iki günlük İstanbul kaçamağı yaptık... Önceleri biraz tedirgindim... Çünkü kızımla ilk defa yalnız, yanımızda bir büyüğümüz olmadan bir yere gidecektik... Neyse ki canım meleğim bunaltmadı, uykusu temiz havadan dolayı çok yerinde oldu... Göksu Deresi'ndeki balıkları besledi ve bir çok arkadaş edindi... 

Biz hafta içi 2 gün kaldığımız için boş yer bulmakta zorlanmadık, hafta sonu daha kalabalık olduğunu otel müdürüyle sohbet ederken öğrendik... Ki eşimde turizmci olarak önceden biliyordu... 

Tek canımı sıkan nokta yola çıktığımızda Ömerli'de yol yapım çalışması vardı ve 5 dakikalık yolu 1 saatte geçebildik... Dönerken çalışmanın bir kısmı bitmişti, ben gidecek olanlara tavsiyem yol durumunu önceden öğrenin... 

Beğeneceğinizi düşünerek cep telefonumdan resim çektim... 

Otelin arka tarafı, 1 tane 2 katlı yapının arkasında bungalow dedikleri diğer otel odaları...



Yanılmıyorsam şömineli bungalow odaları, suit odaları da var...
Bu fotoğrafta da bir başka bungalow oda görüyorsunuz...



Bu fotoğrafta da standart odaların olduğu 2 katlı yapı var..., 




Veeee Göksu Deresi...




Bu manzarada mum ışığında yemek yemek bir harikaydı...


Bu ufaklıkta otelin maskotu Duman... Otel sahibesi inanılmaz hayvansever bir insan... Bir şekilde sakat kalmış köpeklere bakıyor... İlgileniyordu...



Bir kere daha çok keyif aldığım bir tatil oldu... 
Mum ışığında akşam yemeği, sabah serinliğinde kahvaltı, deniz ve havuz keyfi, yemyeşil manzara ... 
Kısaca mükemmeldi... 

İstanbul'dan yaz - kış ne zaman sıkılırsanız kaçabileceğiniz bir yer... Keyifli, sessiz, sakin, yeşiller içinde huzur bulacağınız güzel bir yer Ağva ve Acgua Verde (Bir İstanbul Masalı)...

Sevgiler ,
Gizem S.




17 Temmuz 2012

Ponpon Yapımı

Herkes hayatında bir kere ponpon yapmıştır diye düşünüyorum...

Ben yeni denedim... Google da araştırdığımda çatalla ponpon yapımını gösteren bir sayfa buldum... 
İlginç geldi...

Çünkü elimde denediğimde başaramadım... 

Birde yuvarlak bir şeyle -kasnak diyeyim- yapım örnekleri var, onu da beceremedim... 

Sonra keşfettiğim sayfa sayesinde kendime ponpon yapımın da kullanabileceğim bir alet yaptım... 

Çok eğlenceli ve çok kolay oldu... 
Sizlerle de paylaşmak istiyorum...

Mukavvadan bu şekli kestim... 

Boyutunu kendim ayarladım, siz ne büyüklükte ponpon istiyorsanız ona göre ayarlayabilirisiniz...


İpi kestiğim mukavvaya bolca doladım...



Sonra açık kısmından çok sıkı bağlayıp düğüm attım.... 
İpi çıkartıp uçlarından kestim... 
Elimle şekil verdikten sonra istediğim yuvarlak forma getirene kadar makasla kırptım...



Ve çok cici bir ponpon yaptım... 


Mutlaka deneyin, benim gibi elde yapamıyorsanız tabi :)))

Sevgiler 
Gizem S.

Fisheye Lomography Çekilişi...


Çekiliş Şartları ve Kazanmak için; 
Buradan Buyurun...
Son katılım 31.08.2012 kaçırmayın :))

16 Temmuz 2012

Işıltılı Bakışlardan Oje Hediyesi...

Uzun zamandır takip ettiğim bir blog... 


Ürün bilgilendirmelerini de okurum çoğunlukla...


Bir çekiliş düzenliyor katılmak isterseniz;




Buradan Buyurun...

8 Temmuz 2012

Online Alış - Verişte Yeni Keşfim...

Merhabalar,

Bekarken yoğun çalışma temposundan vakit bulamadığımdan dadandım online alış-veriş sitelerine... Güvenilirliğini kime sorduysam cevap veremiyordu... Açıkcası bende bek güveniyordum diyemem...
Evlendim, devam etti... Bir cesaret 1-2 bir şeyler alayım derken, kapıldım diyebilirim... Henüz tehlikeli boyutlarda değil... Kendimi batırmayacağım... Çünkü kredi kartı kullanmıyorum... :))

Bir kaç hafta önce bir blogda mı yoksa facebook tanıtımlarında mı rastladım emin olamadığım bir siteye takıldım... 


Her gun mutlaka girip yeni ürün olarak nelerin eklendiğini kontrol ediyorum... 

İşi kolaylaştıran, çok beğendiğim ürünlerde aldım... 
Soguk su sürahisine buzdolabında yer aramaktan kurtulduğum ürünü; yassı damacana... O kadar sevimli ki... 

Buzdolabının kapağına çok rahat sığıyor, bu sıcaklarda anında ulaşabileceğin buzzz gibi su için mükemmel bir ürün bence...



İkinci benim için hayat kurtaran ürün ise; ayakkabı rampası...
Ayakkabı dolabım pek bir karışık, çünkü eşimin de en az benim ki kadar ayakkabısı var... hepsini düzenli koyunca bir rafa en fazla 2 ayakkabı sığdırabiliyordum... Mecburen bazıları üst üste istifleniyor ve deforme oluyordu... Bu ürünü görünce kaçırmadım 2 set aldım (1 sette 3 adet rampa var)... Artık her rafa 4 çift ayakkabı sığdırabiliyorum ve ezilmiyorlar... Yakın zamanda 2 set daha gelecek... ;)




Ve şimdilik aldığım son ürün... Dondurma ve Meybuz kalıbı...
Bunun almamanın neden kızım... Kilo almasında biraz sıkıntı yaşıyoruz... Doktorumuzun verdiği kalori desteğini bir türlü yediremedim, içiremedim... Çözüm olarak evde kendim sütten ve sahlepten dondurma hazırlayıp içerisine kalori desteğini eklemenin işe yarayabileceğini düşündüm... 

İşe yaradı... Her gün alması gereken besin desteğini yaptığım dondurmalardan yiyerek alıyor... Mutluyum,  çok mutluyum...

Ciddi olarak işe yaracağını düşündüğüm bir çok ürünü uygun fiyatlara sahip olabiliyorsunuz... Benzer sayfalarla karşılaştırdığımda (site ismi vermek istemiyorum) tüketici olarak uygun olduğunu söyleyebilirim... Çekmece düzenleyicilerinden de yakın zamanda alacağım gibi görünüyor... 

Benim gibi kredi artı kullanmayanlar için en sevdiğim şey ise kapıda ödeme kolaylığı sağlıyorlar...  

Buyurun sizde keşfedin, hayatınızı kolaylaştıracak bir üründe siz bulabilirsiniz...


Gizemden Not: Reklam amacı güdülmeden kişisel görüşlerimi paylaşmak istedim...

3 Temmuz 2012

Tuvalet Eğitimde Yaşadıklarım"

Anneler bilir...
Çocuk yetiştirmek iğneyle kuyu kazmaktan zor bir durum... 
Konuşmana, davranışlarına, yemene kısaca her şeyine dikkat etmen gerek... Çünkü onlar için idol olabilecek ilk kişi sensindir... 

Kızım Aralık 2009 doğumlu, tuvalet eğitimi ve emzik bıraktırma konularında internette pedagogların makalelerini okudum... Yakın çevremdeki kızımla yaşıt çocukların annelerinin görüşlerini aldım... Bizi büyüten annelerin tecrübelerinde de yararlanmak istedim... 

Zor, yorucu, en çokta sabır gerektiren bir eğitim olduğunu öğrenince gözüm korkmadı desem yalan söylemiş olurum... 

Yapım gereği sabırsız bir insanım diyebilirim... Bir şey yapmak istiyorsam, zamana yaydığım pek söylenemez... En kısa zamanda çözmem gerekir... O nedenle "ben bu tuvalet eğitimini nasıl başaracağım?!" korkusu sardı... 

Birde üstüne kızımın inatçılık durumları "bu çocuk beni çok zorlayacak" dedirtti... 

Ön yargı işte... :)



Kış çocuğu olduğu için önerilen 2 yaşında başlamam gerek tuvalet eğitimini yaza sarkıttım... Çevremdekiler ise "uzattıkça zor olur, hemen başla bence" diyerek endişeme endişe kattılar...

Okuduğum makalelerin çoğunda eğitimi eğlenceye çevirin diyordu... Yav nasıl eğlenceye çevrilir ki, tuvalette oturan çocuğun karşısında neler yapabilirim ki" derken kızım olayı kendi kendine eğlenceye çevirdi... 

Yarış yapıyoruz... Önce kim banyoya yetişecek diye... 
İlk hafta gerçekten sabırlı olmak gerek, sakin olmakta önemli... Çünkü sürekli altına kaçırıyorlar... Yavaş yavaş daha önce söylemesi gerektiği fark ediyor... Ve ikinci hafta olay çözülüyor... Çok nadir kaçırıyor, çoğunlukla tuvalete yetişiyoruz...  Korktuğum kadar olmadı, ama ciddi sabır göstermem gerekti... Ona kızarak eğitimden soğutmak, işi inada bindirmemek için neler neler yaptım...



Emzik bırakma işi, evet zorladı... Doğduğundan beri hem kucakta uyumaya, hem de emzikle uyumaya çok alıştı... Hatta takıntı haline bile geliyordu... Emzik diyerek ağladığı çok olmuştur... 

Dişleri iyice keskinleştiği için emziği ağzında tutup konuşmaya çalıştığı için emziği parçaladı... Parçalanmış silikonun, nefes borusuna kaçabileceği, yutabileceği için endişeliydim... Üstelik diş yapısı içinde zararlı olmaya başlamıştı... "Büyüdün artık sen bırakmalısın"lar işe kesinlikle yaramadı...

Daha önce bir çok kez denedim... Kıyametler koptu diyebilirim... Gecenin bir yarısı emzik diye ortalığı ayağa kaldırdığı bile oldu... 

Bende bıraktırmak için ısırarak parçaladığı emziği kullandım... Eline verdim,  " dişlerin keskinleşti, konuşurken ne söylediğini anlayamıyorum, hem kırılmış bu artık atmamız gerekli" dedim yenisini alalım diye karşılık aldım... :)) İki üç gün uğraştım bu şekilde emziksiz uyutamadım... Sonra kendi kendine yeni emziğiyle anne bak parmağım içine girdi diyerek geldi... Ve bıraktı... O kadar uğraşmama rağmen kendisine göre doğru zamanda bıraktı emziği...

Tüm bunların arasında sabırlı olmanın önemini bir kere daha anlıyorum...

Tüm annelere tuvalet eğitiminde sabır, güç, kuvvet diliyorum... :))
Sevgiler 
Gizem S.


1 Temmuz 2012

Argan Yağı ve Saç bakım Kürü

Tekrar Merhaba,


Ufak tefek aksaklıklar yüzünden blogumla yeterince ilgilenemedim... 


Hazır fırsat bulmuşken argan yağı ve saç bakımını anlatmak istedim... 


Yağın özelliklerinden, cilt ve tırnak bakımında nasıl kullanılması gerektiğini daha önce burada bahsetmiştim.
Orjinal yağı anlayabilmeniz için nelere dikkat etmeniz gerektiğini bir kere daha anlatmak istiyorum, fotoğraflarla...


Yağın rengi kızıl turuncu renginde... Şişesinde bu şekilde ; 






Elde ve Peçete üzerinde rengi ;






Bilemiyorum ama zeytinyağı ile karıştırarak satan varsa rengi biraz daha açıktır diye düşünüyorum...


Argan yağı ile saç bakımınızı nasıl yapacaksınız; 


Saçınızı yıkadıktan sonra, havluyla ıslaklığını alın... Nemli kalmalı... Saçlar için hem koruyucu hemde besleyici özelliği var... İki damla argan yağını avuç içinizde ovuşturarak 3-4 saniye ısıtın... Diplerine çok değdirmeden uca doğru paralel olan ellerinizin arasındaki saçlarınıza yedirin...


Daha sonra her zaman ki gibi şekil verin...


Dilerseniz, saçlarınıza şekil verdikten sonra da kullanabilirsiniz... Ben fön çektikten sonra da uyguluyorum... Yağın miktarını azaltarak...   


İki şekilde de istediğiniz kadar uygulayabilirsiniz... 


Ben burada bahsettiğim karışımın içine katarak da kullanıyorum... 


Hatta elinizde kalan yağı dirseklerinize, diz kapaklarınıza , topuklarınıza da yedirebilirsiniz... 


Benden ip uçları bu kadar... Başka kullanım özelliği biliyorsanız ve bilgilendirirseniz sevinirim... 


Bence bilgi de paylaştıkça çoğalır...


Vücutta oluşan kilo alımından ya da doğum sonrası çatlakları için kullanımını merak edenler var mı?!


Sevgiler,
Gizem S.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...