advrtl

29 Ocak 2012

LEEIS İLE SAÇLARINIZ HAYAT BULUYOR!!!

şartları yerine getiren 1 izleyici
69 TL değerindeki Leeis Şampuan ve Leeis Serum'dan Oluşan setin sahibi
olacak



Çılgın Eltilerin Şartları...

  • Kampanyamızı blog,facebook ve twitterda duyurmanız
  • '' Leeis saç bakım seti saç dökülmesi yaşadığınız bölgelerde saçın daha iyi beslenip canlanmasını sağlar ve yeni saç oluşumunu tetikler. Saç dökülmesi olan bölgelerimizde ölmemiş olan saç köklerimizin ihtiyacı olan besinleri alarak çok daha hızlı bir şekilde çıkması ve canlanmasında etkilidir. Leeis ile, yeni çıkan ayva tüylerinizin beslenerek hacim kazanması, canlanması , saç formatı haline gelmesi artık çok daha kolay. Saça hayat veren unsur olan B ve B vitamini ailesi yoğun olarak Leeis saç bakım setimizin içerisinde bulunmaktadır.
  • DAHA FAZLASI İÇİN...
  • www.leeis.net '' 
  •  Yukarıda parantez içinde yer alan ürün tanıtım yazısı ile linkini verdiğimiz görselini (http://www.facebook.com/photo.php?fbid=237584902976315&set=a.237584896309649.51652.237583826309756&type=3 ) facebook profilinizde birlikte paylaşmanız
  • Son olarak duyuru linklerinizi ad,soyad ve mailinizle birlikte yorum olarak bırakmanız 
Kampanya bitiş tarihi 10 Şubat 2012 sa:00:00
Kargo değerli firmamıza aittir


Katılmak İçin ... Buradan Buyurun...

Laber Kimya'dan 2 kişiye hediye...



Kampanyamız sonunda şartları yerine getirip yorum bırakanlar arasından 2 kişi aşağıda görselini gördüğünüz LABER LAVA PEELING sahibi olacaklar...




Doğal Peeling

Pürüzsüz bir cilt için doğal çözüm,
Temizler,
Ölü deriyi uzaklaştırır ,
Siyah noktaları yok eder ,
Güneş lekelerini azaltır ,
Parlaklık kazandırır ,

Cilgin Eltilerin Sartlari;

  • Bloğumuzun ve Facebook sayfamızın izleyicisi olmanız
  • Kampanyamızı blog,facebook ve twitterda duyurmanız (mutlaka duyurulması gerekmektedir)
  • LABER KİMYA sayfasını beğenmeniz ve 2 ürüne yorum yazarak profilinizde paylaşmanız ve sayfa linkini paylaşarak arkadaşlarınıza önermeniz
  • LABER KİMYA twitterı izlemeye almanız(twitter olanlar için)
  • Son olarak duyuru linklerinizi ad,soyad ve mailinizle birlikte yorum olarak bırakmanız 


Kampanya bitiş tarihi 10.02.2012 sa.00:00
Kargo değerli firmamıza aittir
katılım için... buradan buyurun...

Nail Trick Oje Çekilişi...

Yepyeni ve hepinizin çok ilgisini çekeceğini bildiği bir firma ile bizimle...
Nail Trick!!
çılgın eltilerin şartları:


Bloğumuzun ve Facebook sayfamızın izleyicisi olmanız
Kampanyamızı blog,facebook ve twitterda duyurmanız (mutlaka duyurulması gerekmektedir)
NAIL TRICK FACEBOOK sayfasını arkadaş olarak eklemeniz
NAIL TRICK TWITTER sayfasını takibe almanız (twitter olanlar için)
Son olarak duyuru linklerinizi ad,soyad ve mailinizle birlikte yorum olarak bırakmanız...


Kampanya bitiş tarihi 13.02.2012 sa.00:00...


katılmak isterseniz.... buradan buyrun...

Denedim, Anlatıyorum... (Saç Bakım Kürü)

Daha önce bahsetmiştim, saçlar için bakım kürü araştırıp en kolay uygulanabilen tarifi eklemiştim... (burada)
sonunda kendime vakit ayırıp denedim... aktarlarda satılan yağlardan aldım, yalnız ben tarife bir de susam yağı ekledim... 

uygulaması çok ama çok kolay... yıkarken de, hani sonuç olarak yağ, nasıl çıkacak ki diye düşünmedim değil... korktuğum gibi olmadı... saçlarımın fotoğrafını çekmedim, keşke çekseymişim... 

sonuca gelince; parlak ve yumuşacık saçlarım oldu...  ilk kullanımda "hadi canım hemen etki edecek değil ya!" diye düşünebiliyor insan... ben şaşırdım değişime... içinde ne gibi kimyasallar olduğunu bilmediğimiz ürünlere dünya kadar para dökmektense, aktardan 4 yağı cüzdan yakmayacak bir fiyata alıp yapılabilinirliğini öğrenmiş oldum... 


şiddetle tavsiye ediyorum... 2. kez denemiş ve etkisi görülmüş oldu...

28 Ocak 2012

Cafeportakal Çekiliş Etkinliği...




Westwing.com'dan Cafeportakal Takipçilerine Keramika Kahvaltı Seti Hediye ediyor... 

Cafeportakal takipçilerine özel 20 tl indirim sizleri bekliyor.Bu fırsattan yararlanmak için İndirim kuponu fırsatı da sunuyor...

Yarışmaya son katılım:14 Şubat 2012





buradan buyrun... :))

22 Ocak 2012

Çöp (M)adam...

internet haber sayfalarında birinde gördüm Çöp (M)adam'ı... ve sizler için biraz araştırdım...

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Duyarlılık Projeleri'i kapsamında gerçekleştirilen ve Unilever'in ambalaj ve malzeme ile desteklediği bir projeymiş... belki çoğunuz haberdardır, ama bir kişi bile yeni duysa bu projeyi benim için başarı demektir...


amaçları hayatlarında hiç para kazanmamış kadınlara fırsat yaratmak... kadınlara yönelik tasarlanmış bir kalkınma projesiymiş Çöp (M)adam. Proje kapsamında geri dönüşümlü malzemeden kullanılabilir ürün üreten kadınlara, hayatlarını kazanabilmeleri ve yaşam kalitelerini artırabilmeleri için yaratıcı ve eğlenceli bir imkan sağlıyorlar...

bir diğer yönü ise kolaylıkla çöpe attığımız ve doğada kolay çözünemeyen malzemeleri dönüştürüyor olmaları... hammaddelerin temziliği konusunda da oldukça titiz olduklarını belirtmişler...

ve sözü bitiren bir paragraftan alıntı yapacağım...

"Bizler, herkesin insanlık onuruyla yaşama hakkına sahip olduğuna inanıyoruz. Bizler ayrıca, herkesin dünyanın iyiliği için belli sorumlulukları olduğuna inanıyoruz. Çantalarımızdan birini alarak, hem kadınlarımızın insanlık onuruyla yaşamalarına yardımcı oluyorsunuz; hem de dünyanın iyiliği için üzerinize düşen sorumluluğun bir kısmını yerine getirmiş oluyorsunuz"

Son olarak biz neler yapabiliriz;
hazır çorba ambalajları, belki makarna paketleri, dondurma paketleri, okuduğumuz dergi ve kataloglarla bizde destek olabiliriz... ben İnternettern bulduğum bilgileri aynen aldım, destek olmak isteyenler için...
 
Kullandıkları Atıklar
  • Jelatin vb. paket kağıtları
  • Cips, bisküvi ve çikolata ambalajları
  • Kahve poşetleri (3in1, vb.)
  • Çorba vb. kuru gıda ambalajları
  • Plastik torbalar
  • Kullanılmış A4 kağıt
  • Magazin ve dergiler
Ambalaj atıklarının kullanılabilmesi için mümkün olduğunca az hasar görmüş ve temiz olması (yırtık, yanık olmaması) işilerini kolaylaştıracaktır.
Topladığınız atıkları aşağıdaki adrese Yurtİçi kargo ile gönderebilirmişiz.
Tara Hopkins
çöp(m)adam Atölye
Hamdibey Mahallesi
Ali Bey Cami Caddesi No:1 11400
Ayvalık - Balıkesir

Kullanmadıkları Atıklar
  • Karton süt kutuları
  • Şişe, plastik bardaklar
  • Şampuan, deterjan vb. şişeler
  • Strech film, alüminyum folyo
  • Yoğurt kapları
  • Evcil hayvan mama poşetleri
not: bu arada belli dönemlerde markafoni, limango, daybuyday gibi online alış-veriş sitelerinde satışta oluyormuş bu çantalar...

Süslü Minik...

Kızımla vakit geçirmek, onu giydirmek, saçlarını taramak, boğuşmak... kısaca onunla geçirdiğim her an çok özel ve eğlenceli... tek problemimiz var o da saçlarının kıvırcık olması... bazen tararken acıdı diyip kaçı veriyor... kıyamıyorum bende... 

avonda saç açıcı spreyi görmüştüm ama cesaret edemiyordum almaya, baktım olacak gibi değil en iyisi almak... dün geçti elime, hemen denedim... koşarak yanıma geldi, sıktık saçlarına mis gibi elma koktu ve yumuşacık tarandı saçları... daha 2 yaşında ama kozmetiğe inanılmaz meraklı, renkli ve janjanlı ambalajları dikkatini çekiyor sanırım... 

ilk başta yağlı yapış yapış olacak sandım, pişman oldum... kuruduktan sonra bukleleri düzgünleşti, parladı saçları... ellerimin arasından yumuşacık kayıyordu bütün gün saçları...

Oje Severler Toplanın, Sorularım Var!!!

Tüüüüm bloglculara iyi akşamlar...

tırnak bakımına yeni başlamış biri olarak, oldukça zorlanıyorum... çocukluğumdan gelen tırnak yeme alışkanlığımı daha önceleri de bırakmayı denemiş ve pek başarılı olamamıştım... malum 2 yaşında bi bücüre iyi örnek olmalıyım... çünkü bi anne olarak onunda tırnaklarını yemesini istemiyorum...

gayet güzel uzadı tırnaklarım... bir ara fotograflarım... evde bir iki renk ojemde vardı, 2 günde bir değişik renkler deniyorum ki hevesim azalmasın... aslında heveslenmemin bir nedeni de oje tanıtan bloglar, fırsat buldukça inceledim sayfalarınızı...o rengarenk şişeleri, tırnakları görünce bayıldım bayıldım... bir çok konuda da fikir sahibi oldum sayenizde teşekkür ederim...

sorularıma geleyim;
  • yediğimden dolayı çok yıprandığını biliyorum o yüzden de kagıt gibi... golden rose'un tırnak güçlendiricisini kullanıyorum, ama tek başına fayda etmedi... başka ne önerirsiniz... neler yapmalıyım...
  • her ne kadar hoşuma gitsede biraz sıkıntılıyım çünkü aseton kokusu başımı ağrıtıyor, çok tuzlu olmayan kokusu az olan aseton önerir misiniz :))
  • son olarak da bakım kremi fln neler kullanmalıyım...
bu konularda acil desteğe ihtiyacım var, çünkü tırnacıkım kırıldı bile... değerli fikirlerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum...

9 Ocak 2012

Mükemmel Saçlarla Göz Kamaştırın...

Biz kadınlarım güzellik sırlarının en başında pırıl pırıl, ipek gibi bakımlı saçlar geliyor... Güneşte parıldayan saçlara hep özenmişimdir...

boyama işlemi, güneş, deniz, yanlış bakım ürünleri kullanımı sonucu saçlarımız gereğinden fazla yıpranıp canlılığını ve parlaklığını kaybediyor...

matlaşıyor, çabuk kırılıyor...

benimde doğumdan sonra çok ciddi saç problemim vardı... avuç avuç döküldü saçlarım... günlük ortalama 100 tel dökülmesinin normal olduğunu biliyorum ama çok üzüldüm... tabi bu süre zarfında hiç bir bakım uygulayamadım...

küçük bir çocukla ilgilenmek ciddi sorumluluk ve zaman isteyen bir durum... anne olanlar bilir... o nedenle profesyonel bakım için harcayacak vaktim pek olmuyor maalesef...

düşündümde evde uygulayabileceğim saç bakım kürleri mutlaka vardır... bizim ufaklık uyuduktan sonra gecenin bir saatinde yapabilirim...

internette bir çok doğal maske, kür tarifi var... içlerinden içeriği kolay bulunabilen, kolay uygulanabilen bir tarifi seçtim... aynı zamanda bir arkadaşımdan da teyit ettim...
boyalı, yıpranmış, dökülen saçlara; parlaklık, canlılık ve yumuşaklık kazandırıyor... tarife gelince;
Eğer saçlarınız uzunsa ve gürse karışımın ölçüsünü arttırabilirsiniz...
- 2 çorba kaşığı zeytin yağı...
- 1 çorba kaşığı badem yağı...
-1 çorba kaşığı avokado yağı...
bunları karıştırıp biraz ısıtın, sonra saçlarınıza iyice yedirin... 20 dk. sonra saçlarınızı her zaman ki gibi yıkayın... eğer bone takarsanız bekleme süresinde üzeriniz kirlenmeyecektir... hafta 1 kere uygulayabilirsiniz...
sonuç olarak saçlarınızdaki değişime inanamayacaksınız...

Sansım Dönüyor mu ne?

denediğim şeylerde başarısız olunca sanssız olduğuma inandırdım kendimi...
"amaan bana piyango çıkmaz nasıl olsa, ama yine de alsam mı acaba"larla git gel düşünceler...

eskiden çevreme hep derdim ki, şansımızı biz yaratırız, şanssızım der durursak sürekli, sanssız oluruz... şimdilerde buna evrene olumlu mesaj gönderme diyorlar...herkes bilir facebook'ta bir hediye çılgınlığı vardı ki sormayın... yeni yıla girerken neredeyse her firma hediye veriyordu... daha önceleri  reklam ve arkadaşımın paylaşımıyla dikkatimi çekmiş olan bir iki uygulamaya katıldım, büyük kayıp değil tabi ki ama hiç bir şey kazanamamıştım... şans işte...

sonra yeni yıla günler kala eşim elinde 3 tane milli piyango biletiyle geldi... sana, kızıma ve bana diyerek... bende ee hadi bakalım, belli mi olur belki bişiler çıkar demiş bulundum... :) bu arada da kafayı kırmış modunda facebook'taki uygulamaları takip ediyorum... can sıkıntısını atmaya, kafayı meşgul etmeye çalışıyorum... ve tabi ki hiç bir şey yok yine...

derken ayın 2'sinde milli piyango biletlerine bakayım diyorum, web sayfası açılmıyor... hürriyette tam liste var ama nasıl bakıcam tek tek... uğraşırken açıldı sayfa... biletlerin 1 tanesine küçük bi ikramiye çıkmış... şansımız dönüyor mu ne dedim o anda...

Özi'nin Çekilişi

6 şubat 2012 de sonuçlanacak...
Buradan buyrun...

8 Ocak 2012

Paco Rabanne Lady Million Çekilişi...

Çekilişe katılmak için burdan buyrun...
son katılım 12 ocak...

Sigma Tokyo Fırça Seti Ve Lush Çekilişi

Çekiliş 1 Ocak 2012 tarihinde başlayıp ve 15 Şubat 2012 geceyarısı 00:00′da sona erecek...
Mavi Ojeli Kız'ın çekilişi...

Parfume...

Koku; Bir Katilin Hikayesi İzleyeniniz var mı?

Patrick Süskind’in “Perfume” isimli romanından uyarlanan sinema filmi… Eşimle birlikte seyretmiştik ve ben çok etkilenmiştim… Olaylar 18 yy’da Fransa’da geçiyor… Jean Baptiste Grenouille pazarda satıcı olan bir kadının oğlu olarak tezgah arkasındaki çöplerin arasında doğuyor… Annesi öleceğini sandığı için onu orada bırakıyor… Fakat Jean yaşıyor ve yetimhanede büyüyor ve çok güçlü bir koku alma yeteneğinin olduğunu farkediyor…

Gençlik döneminde genç bir kızın kokusundan etkileniyor ve onu takip ediyor… Kız korkup çığlık atınca ağzını kapatmak istiyor fakat kızı boğuyor…

Jean burada kızı koklayarak güzelliğini ve ölümün kokusunu içine çekiyor… Ve sonra her şeyin kokusunu esir alabilmek için çaba sarf etmeye başlıyor…

Kısaca anlatmaya çalıştım… Parfüm aslında kişiliğimizin bir yansıması… O nedenle seçimlerimizde dikkat etmemiz gereken konuları sizlerle paylaşmak isterim;

  • Parfümler 3 notadan oluşuyor, en çok avon kataloglarında karşılaşıyorum bu notalarla ne olduğunu merak edip internette araştırmıştım…
Üst nota – Buharlaşan
Orta nota – Bir sure sonra belirginleşen
Alt nota – Kokunun son duyumsandığı halidir…
  • Seçim yapmadan önce ne istediğinize karar vermelisiniz. Şekerli, çiçeksi, baharatlı? Tavsiye ile parfüm almanızı önermiyorum…
  • Mevsimleri dikkate alın; sıcak hava kokuları erken buharlaştırır, soğuk hava ise güçlendirir…
  • Hormonal değişiklikleri yaşarken ( hamileliği kastediyorum) başta koku duyumuz olmak üzere algılarımız değişiyor, o nedenle bu zamanlarda parfüm almamaya çalışın…
  • Aynı anda bir çok parfüm denemeyin; kokuları karıştırabilir bir kaç saat sonra size uygun olmayan bir parfümle evinizde olabilirsiniz… Beğendiğiniz ürünün testerını alın ve ertesi gün size uygun parfümü almak üzere mağazaya dönün…

Ve böylece size en uygun, büyüleyici ve sizi tamamlayıcı bir parfüme sahip olup misler gibi kokabilirsiniz…

6 Ocak 2012

Hello Kitty Bere...

kafamın karışık olduğu, üzgün olduğum, aklımdakileri dağıtmak istediğimde örgüye sığınıyorum... her ilmek atışımda sanki unutuyorum içimden geçenleri... hobi olarak da ilgilendiğim oldu... bir çok model yaptım şimdiye kadar...

yakın zamanda kaybettiğimiz babamın üzüntüsünü hiç bir şey unutturamaz bana... ama yine sığındım örgüye... iplerin arasında kaybolduğum bir anda çok sevdiğim yiğenim için bere yapmak istedim... bir de en sevdiği karakter hello kitty olunca, gözümde canlandırdığım tasarım için başladım örmeye...

çocuğunuzun baş ölçüsüne göre dikdörtgen iki parça örmek gerekiyor... örgünün sonlarına doğru her iki yandan 2 şer ilmek arttırıyorsunuz... 4 sıra arttırarak örmeye devam edip, bitiriyorsunuz... iki parçayı birbirine diktikten sonra yüzünü işlemek kalıyor...

yüzü için;
gözler: 4 ilmek ile 7 sıra örülmeli...
burun: 6 ilmek 8 yada 9 sıra örülmeli...
bıyıklar: dilediğiniz uzunlukta zincir çekip dikin...
fiyonk: 10 ilmek ile 14 sıra örülmeli... sonra 12 ilmek 3 sıra örülmeli ve dikdörtgen parçanın ortasından dikilmeli...

çok eğlenceli ve bir günde bitiyor... ve çocuklarda çok beğeniyorlar... Yapmak isteyenlere kolay gelsin... :))

Halil Sezai...

Aylardır sosyal paylaşım sitelerinden takip ettiğim, sesiyle zamanı durdurup, içinizde gizli kalmış yada saklamış olduğunuz acınıza dokunan biri O... Halil Sezai... Bu gün biraz ondan bahsetmek istiyorum...

İlk olarak televizyon dizilerinde ve tiyatro da karşımıza çıktı... Bu kadar popüler olacağını hiç tahmin etmemiştim "Sevgili Dünürüm" adlı dizide Cem karakterini canlandırırken... Dizinin sıkı takipçisiydim yayınlandığı zamanlarda... Sonra Badem grubunun Kalpsiz adlı parçasının klibinde gruba Özge Ulusoyla eşlik etti...

Ve ben hala bir hayran kitlesinin olduğunu bilmiyordum... Şarkı söylediğinide...
En son sosyal paylaşım sitelerinde gördüğüm ve arkadaşlarımın tavsiye ettiği incir reçeli sinema filmini seyrederken bir durdum... Yok artık dedim içimden... İçimdeki acıya ulaşan bir ses... Hani olur ya göğsünüze bir yumruk yemiş gibi nefesiniz kesilir... İşte öyle... Daha öncede Kazım Koyuncu ve Umay Umay'ın Kalbim Acıdı parçası böyle yapmıştı beni...

Biraz araştırdım, fan sayfasını buldum, konser verdiği yerleri inceledim... O kadar çok takipçisi vardı ki şaşırdım... Gizli kalmış -en azından benim için- biriydi sanki... İsyandan sonra diğer parçalarını da dinledim... Her biri ayrı güzellikte... Albümü olmadan ciddi hayran kitlesine sahip olmuştu... Sonra albüm haberini aldım... Tabi ki çok sevindim... Henüz canlı dinleme fırsatını yakalayamadım... Ama en kısa zamanda yapılacaklar listeme ekledim...

En çok İsyan, Sonbahar, Olsun, Sevda Tanrıçası adlı şarkılarını seviyorum...
Takip etmek isterseniz; Halil Sezai Facebook Fan

Pastel Ojeler...

Güzelliğine düşkün bayanların vazgeçilmez kozmetik ürünü ojeler çogu zaman sağlığa zarar verebiliyor... Fakat ünlü marka pastel'in ürettiği ojelerin sağlığa hiç bir zararı yokmuş... Pastel ojelerden favori renklerim; no:76, ne:54...

İlk günden bu yana Avrupa standartlarında üretilen, biz kadınları severek ve güvenerek kullandığı Pastel ojelerde sağlığa zararlı maddelerin olmadığını biliyor muydunuz?


Pastel ojelerle eller hem sağlıklı hem güzel. Çünkü Pastel ojeler, insan sağlığına zararlı bu 4 maddeyi içermiyor: Toluene, DBT, Camphor, Formaldehyde resin.

Ojelerin diğer özellikleri ise şöyle:
- Sararmayı önleyici UV filtreye sahip.
- İlk sürüşte renk verme özelliği sayesinde kat kat sürmeye gerek kalmıyor.
- Örtücü ve kalıcı ve patentli formülü var.
- Renk parlaklığını uzun süre koruyor.
Pastel ojelerin bir diğer özelliği de hayvanlar üzerinde test edilmemiş olması...

Istanbul...

-- 5 yıl öncesinin Istanbul izlenimim... eski defterleri karıştırdım biraz...
.......................................

geçtiğimiz hafta sonu İstanbuldaydım... uzun bi tren yolculuğundan sonra hiçde yorgunluk hissetmeden çıkmıştım Haydarpaşa Garından...çok sevdiğim arkadaşlarımla birlikte olacak olmamın verdiği mutlulukla...

henüz ikinci gelişimdi İstanbul'a... yıllar sonra ikinci gelişim... Haydarpaşa garından bi arkadaşım aldı beni ve yola çıktık... 

I. Köprüden geçerken... hep o resimlerden bildiğim, yağlı boya tablolarından izlemeye doyamadığım manzarayla karşılaştım... büyülendim... elimi uzatsam tuale dokunabilecekmişim gibi geldi... gri gökyüzü bile yakışıyordu şehre... deniz, kıyının kıvrımları, dalgarı yırtan gemiler... rüya gibiydi sanki... gerçekliğine inanamayacağım o mükemmel tabloda sönük, mat bir renk olmuştum... gözlerimi diktim o puslu manzaraya ve öylece baktım... o an hiç bitmesin istedim işte... İstanbul ve benim buluşmam...

çok güzel bi hafta sonu geçirmiş olmam, ankaraya döner dönmez işe gelecek olmamı unutturdu bana... sanki kopmak istemedim, dönüş için gara tekrar geldiğimde...


kaçışlarımdan...

Zor anlar geçiriyorum… krize girmiş bi uyuşturucu bağımlısı gibiyim… çatacak yer aramaktan çok; kaçacak, saklanacak yer arıyorum… masanın altına girsem yeterince saklanmış olur muyum acaba… yoksa eskiden yaptığım gibi çekip gitmelere mi yeltensem… bulutlar yeterince saklayabilirler mi beni… gecede kara olmaya başlayacakmışım gibi bir his var… yarım bıraktım ya karalık görevimi çağırıyor işte gece ısrarla… bayadır haşır neşir olamıyordum odamdaki mumlarımla, sigaramı onların eşliğinde içemiyordum… özlemiştir sigaramın dumanını güzel mumlarım… onlar özlem giderirken bende düşünürüm;

Biraz kendimi mi dinlemeliyim… yapmamam ve yapmam gereken şeylerin ayırdına varabilmek için… susmalı mıyım, yoksa avazım çıktığı kadar bağırmalı mıyım gözümün önünden akıp giden satırların hatırına… dikkat çekecek şeyler mi yapmalıyım, yoksa kalabalığa karışıp kayıp mı olmalıyım…

Yok mu saymalıyım… hiç yapılmadı gibi mi düşünmeliyim… kaldığım yerden devam mı etmeliyim…

5 Ocak 2012

Yaratıcı Tasarımlar

yaratıcı tasarımlar blogu 1000. izleyicisine ulaştı, hediye dağıtıyor...
umarım benimde izleyicilerim çoğalır... kendisini emeğinden dolayı tebrik ediyorum... :))
YaRaTıCı TaSaRıMLaR ÇeKiLiŞi

4 Ocak 2012

Kapadokya Rüyası...

Eminim hepiniz Kapadokya bölgesinin adını duymuşsunuzdur. Çoğunu gezmiş bile olabilirsiniz hatta. Ancak gerek hiç gitmemiş olanlarınız gerekse tekrar gitmeyi düşünenleriniz için faydalı bilgileri barındıracağını umarak yazıma başlıyorum.

Kapadokya bölgesi 3 farklı ili de kapsayan aslında oldukça geniş bir bölge. Hem Aksaray hem Kayseri hem de Nevşehir illerinin böyle ortak kısımlarını harita önünde karşınıza koyarsanız bahsettiğim o geniş alan Kapadokya olarak bilinir. Kelime anlamı olarak şu günlerde bizim telafuzumuzda Güzel Atların Diyarı olarak geçer malesef bu güzel atlara bugün pek rastlamasak da jeolojik yapısı ve tarihi geçmişi bugün on binlerce yabancı ve yerli turisti kendine mıknatıs gibi çekmekte.

Madem ki jeolojik dedik o zaman biraz bu konuyla ilgili bazı dipnotlar sunayım. Öncelikle halk dilinde peri bacası dediğimiz oluşumlar turizm rehberleri ve bir çok akademik kişi tarafından gerçek tanımları olarak monalit terimini kullanmayı daha doğru buluyorlar. Bölgenin şu anda tamamen sönmüş volkanik dağları Erciyes ve Hasan dağlarının ilk önce bol maden karışımlı kül püskürmelerinin ardından yine soğumuş madenlerden oluşan kayaçları bu küllerin üzerinde birer kapak oluşturur şekilde saçmaları bu da yetmezmiş gibi gerek sel suları gerekse rüzgarın aşındırıcı etkileri ile günümüz şekillerine kavuşmuşlardır. Bu küller hava ile temas ettiklerinde sanki sağlam bir kaya görünümü oluştursa da 3-5 santim kazıldıktan sonra tekrar pudramsı kül hallerine ulaşmak mümkündür.

Bunu neden söylediğime gelince 3000-4000 yıl önceki kavimler ve medeniyetler bu özelliği çok güzel bir şekilde kullanarak pek çok bölgedeki kayaçları oyarak çoğu zaman vadi yamaşlarını pek çok yerde de yer altlarını kat ve kat kazıyarak kendilerine hem doğal hemde gizli yaşam alanları, evler hatta ve hatta yer altına şehirler dahi inşa etmişlerdir. Zaman içinde bölge ilk hristiyanlar tarafından da kullanılmaya başlanmış bununla beraber manastırlar , kliseler ve hatta şarap mahzenleri, ahırlar, ambarlar gibi günlük yaşamın bütün ihtiyaçlarını bu kayaçlar içinde sağlamışlardır.

sizlere bölgede neler yapabileceğinizi,nasıl ulaşabileceğinizi ve nerelerde kalabileceğinizi anlatıp bölgenin muhteşem resimleriyle sizleri baş başa bırakmak isterim.

Kesinlikle görülmesi gereken yerleri sizlere isim isim saymak bence en mantıklısı birde oraları anlatmakla sizleri sıkmak niyetinde değilim. Öncelikle şunu belirtmeden geçemiycem. Bölgeyi günlük turlara katılmadan gezebilmenizin tek yolu kendi aracınızın olması, malesef Kapadokya'da lokal ulaşım yok denecek kadar az.

Katılacağınız gezilerde Göreme açık hava müzesi, Dervent Vadisi, Ürgüp, Üçhisar kalesi, Paşabağ, Zelve kaya köyü, Derin kuyu veya Kaymaklı yeraltı şehirlerinden biri, Kızıl vadi veya Ihlara vadilerinden biri olmasına dikkat ediniz.


Günlük turların dışında bütçeleri elverişli olan arkadaşlar Balon uçuşu yapmadan dönmesinler. Her firma ile yapılmayacağını üstüne basa basa belirtiyor ve sizlere Kapadokya Balloons firmasından şaşmayın derim.

Bölgede binlerce otel mevcut, benim size tavsiye yörenin gerçek atmosferini yansıtacak bir kaya oda da konaklamanız. Kendimce beğendiğim otelleri sıralayayım. Kelebek Otel-Göreme , Cappadocia Palace-Ürgüp, Local Cave - Göreme, Melis Otel-Ürgüp. Ayrıca yine lokal seyehat acentalarından veya kendi ilinizdeki seyehat acentaları vasıtası ile 3-4 günlük paket turlar satın alarak da bölge gezilebilir.



Avon Senses...

avonun ürünlerini severek kullanıyorum... eminin aranızda benim gibi düşünenler olduğu kadar düşünmeyenlerde vardır... :)

yeni yılın ilk avon katalogu elime geçtiğinde ilk incelediklerim indirimdeki ürünler oluyor... şansıma bu katalogda avonun senses serisinin ürünleri indirime girmiş...  üstelik devam ürünleri olarak sıvı sabun ve ant-perspirant roll-on deodorantları da var...

cildi nemlendiren yapısı, büyüleyen müthiş kokuları, ferah temiz ve tazelik hissi uyandırıyor...

Oyun...

şu günler hayatın gerçeğini hala kabullenebilmiş değilim... sanırım nedeni uzunca bir zaman oynamış, rol yapmış olmamdan kaynaklanıyor... çünkü belli etmemeliydim üzüntümü... etmemeliydik...
Onun uyuduğu zamanlarda içimizi döküp endişelerimizi paylaşmaktaydık... zordu, bile bile gözümüzün önünde eriyip gitmesini izlemek... nasıl olurdu, nasıl bir insan bu kadar çabuk zayıflayabilir bu kadar çabuk çökebilirdi... nasıl... 
zaman akıp gidiyor, bir gece önceki olumlu haberin ardından ertesi sabah çöküyorduk... en dibe batıyorduk... olacağı birbirimize bile itiraf edemedik hiç... dilimize gelmedi, boğazımızda düğümlendi hep... 
neyse ki onu ne kadar çok sevdiğimi söyledim saçlarını okşarken... kaçamadığımız gerçek yakaladığında bizi yıkılmadık, hazırdık diyemeyeceğim... kim hazır olabilir ki sevdiğinin zamansız gidişine...
biraz acımsı bir tat bırakabilir bu yazdıklarım... üzgünüm...
gb: mekanın cennet olsun babam...


3 Ocak 2012

Bİr Varmış, Bir Yokmuşum...

Aslında çok yabancı değilim bloglarla haşır neşir olmaya, eskiden çok eskiden bir blogum vardı... araya giren bazı nedenler ilgimi azalttı... belki de zamansızlığı bahane ettim bilemiyorum... uzaklaştım, koptum blogumdan... sonra tekrar denedim, olmadı gereken zamanı ayıramadığım için Çılgın Eltiler'i de bırakmak zorunda kaldım, ve eltim yoğun çabası ve calışması sayesinde çok iyi yerlere getirdi blogunu...

biraz kafamı dağıtmak, biraz içimi dökmek, biraz da güzel paylaşımlarda bulunabileceğimi düşündüğüm için yeniden bloglamaya başlamak istedim...

evet buradayım...
ve sen hoş geldin bloguma...
güzel paylaşımlara...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...