advrtl

4 Ocak 2012

Kapadokya Rüyası...

Eminim hepiniz Kapadokya bölgesinin adını duymuşsunuzdur. Çoğunu gezmiş bile olabilirsiniz hatta. Ancak gerek hiç gitmemiş olanlarınız gerekse tekrar gitmeyi düşünenleriniz için faydalı bilgileri barındıracağını umarak yazıma başlıyorum.

Kapadokya bölgesi 3 farklı ili de kapsayan aslında oldukça geniş bir bölge. Hem Aksaray hem Kayseri hem de Nevşehir illerinin böyle ortak kısımlarını harita önünde karşınıza koyarsanız bahsettiğim o geniş alan Kapadokya olarak bilinir. Kelime anlamı olarak şu günlerde bizim telafuzumuzda Güzel Atların Diyarı olarak geçer malesef bu güzel atlara bugün pek rastlamasak da jeolojik yapısı ve tarihi geçmişi bugün on binlerce yabancı ve yerli turisti kendine mıknatıs gibi çekmekte.

Madem ki jeolojik dedik o zaman biraz bu konuyla ilgili bazı dipnotlar sunayım. Öncelikle halk dilinde peri bacası dediğimiz oluşumlar turizm rehberleri ve bir çok akademik kişi tarafından gerçek tanımları olarak monalit terimini kullanmayı daha doğru buluyorlar. Bölgenin şu anda tamamen sönmüş volkanik dağları Erciyes ve Hasan dağlarının ilk önce bol maden karışımlı kül püskürmelerinin ardından yine soğumuş madenlerden oluşan kayaçları bu küllerin üzerinde birer kapak oluşturur şekilde saçmaları bu da yetmezmiş gibi gerek sel suları gerekse rüzgarın aşındırıcı etkileri ile günümüz şekillerine kavuşmuşlardır. Bu küller hava ile temas ettiklerinde sanki sağlam bir kaya görünümü oluştursa da 3-5 santim kazıldıktan sonra tekrar pudramsı kül hallerine ulaşmak mümkündür.

Bunu neden söylediğime gelince 3000-4000 yıl önceki kavimler ve medeniyetler bu özelliği çok güzel bir şekilde kullanarak pek çok bölgedeki kayaçları oyarak çoğu zaman vadi yamaşlarını pek çok yerde de yer altlarını kat ve kat kazıyarak kendilerine hem doğal hemde gizli yaşam alanları, evler hatta ve hatta yer altına şehirler dahi inşa etmişlerdir. Zaman içinde bölge ilk hristiyanlar tarafından da kullanılmaya başlanmış bununla beraber manastırlar , kliseler ve hatta şarap mahzenleri, ahırlar, ambarlar gibi günlük yaşamın bütün ihtiyaçlarını bu kayaçlar içinde sağlamışlardır.

sizlere bölgede neler yapabileceğinizi,nasıl ulaşabileceğinizi ve nerelerde kalabileceğinizi anlatıp bölgenin muhteşem resimleriyle sizleri baş başa bırakmak isterim.

Kesinlikle görülmesi gereken yerleri sizlere isim isim saymak bence en mantıklısı birde oraları anlatmakla sizleri sıkmak niyetinde değilim. Öncelikle şunu belirtmeden geçemiycem. Bölgeyi günlük turlara katılmadan gezebilmenizin tek yolu kendi aracınızın olması, malesef Kapadokya'da lokal ulaşım yok denecek kadar az.

Katılacağınız gezilerde Göreme açık hava müzesi, Dervent Vadisi, Ürgüp, Üçhisar kalesi, Paşabağ, Zelve kaya köyü, Derin kuyu veya Kaymaklı yeraltı şehirlerinden biri, Kızıl vadi veya Ihlara vadilerinden biri olmasına dikkat ediniz.


Günlük turların dışında bütçeleri elverişli olan arkadaşlar Balon uçuşu yapmadan dönmesinler. Her firma ile yapılmayacağını üstüne basa basa belirtiyor ve sizlere Kapadokya Balloons firmasından şaşmayın derim.

Bölgede binlerce otel mevcut, benim size tavsiye yörenin gerçek atmosferini yansıtacak bir kaya oda da konaklamanız. Kendimce beğendiğim otelleri sıralayayım. Kelebek Otel-Göreme , Cappadocia Palace-Ürgüp, Local Cave - Göreme, Melis Otel-Ürgüp. Ayrıca yine lokal seyehat acentalarından veya kendi ilinizdeki seyehat acentaları vasıtası ile 3-4 günlük paket turlar satın alarak da bölge gezilebilir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız, düşünceleriniz benim için çok önemli...
Yorum bıraktığınız için teşekkür ederim...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...